A  B  C  D  E  F  G  H  I  J  K  L  M  N  O  P  Q  R  S  T  U  V  W  X  Y  Z  

  Subjects -> NUTRITION AND DIETETICS (Total: 201 journals)
We no longer collect new content from this publisher because the publisher has forbidden systematic access to its RSS feeds.
Similar Journals
Journal Cover
Gazi Sağlık Bilimleri Dergisi
Number of Followers: 0  

  This is an Open Access Journal Open Access journal
ISSN (Print) 2548-0383
Published by Gazi Üniversitesi Homepage  [9 journals]
  • HEDONİK AÇLIK VE MAKRO BESİN ÖĞELERİ İLE İLİŞKİSİ

    • Authors: Gökçe Sueda AYDOĞDU; Eda KÖKSAL
      Abstract: Obezite küresel düzeyde prevalansı giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunudur. Son dönemlerde hedonik açlığın obez bireylerde yüksek olmasından dolayı hedonik açlık obezite için önemli bir olgu haline gelmiştir. Hedonik açlık fiziksel açlığın yokluğunda haz odaklı beslenme olarak ifade edilmektedir. Hedonik açlığı yüksek bireylerde fazla miktarda yağ, şeker ve/veya tuz içeriğine sahip olan besinlere yönelim bulunmaktadır. Ekonomik kalkınma, modernleşme ve kentleşme ile birlikte obezojenik çevre bu besinlere ulaşımı kolaylaştırmıştır ve vücut ağırlığı artışına sebep olarak risk faktörü haline getirmiştir. Bu besin içeriklerinin hedonik açlığı tetikleme mekanizmalarının bilinmesi ve hedonik açlığı azaltacak önlemlerin alınması gelecekte obezitenin önlenebilmesi açısından son derece önemlidir. Bu derlemede diyetteki makro besin öğesi alımlarının hedonik sistem üzerine etkisi ve hedonik açlığın değerlendirilmesine yer verilmiştir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • Covid-19 Sürecinde Bireylerin Sağlıklı Yaşam Farkındalıklarının
           İncelenmesi

    • Authors: Fatma MANSUR; Şermin ERTAŞ
      Abstract: Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi, bireylerin yaşam tarzları ile birlikte sağlığın geliştirilmesi ve sağlıklı yaşam biçimi algılarını da etkilemiştir. Covid-19 pandemi döneminde de bireylerin sağlıklı yaşam farkındalığında olması, gerek beslenme, gerek hijyen gerekse sosyal mesafe gibi hastalığın bulaşmasını önleyici tedbirler konusunda daha hassas olmalarını gerektirmektedir. Bu araştırmada Covid-19 döneminde bireylerin sağlıklı yaşam farkındalıkları incelenmiştir. Araştırma Ankara’da ikamet eden 18 yaş ve üzeri bireylerle sınırlıdır. Araştırmanın örneklem sayısı 279 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmada kartopu örneklem yöntemi kullanılarak, yeterli örneklem sayısına ulaşılması amaçlanmaktadır. Araştırmada, daha önceden uygulanmış geçerliliği ve güvenilirliği test edilmiş olan “Sağlıklı Yaşam Farkındalığı” ölçeği kullanılmıştır. 15 madde 4 boyuttan oluşan ölçek, Özer ve Yılmaz (2020) tarafından geliştirilmiştir. Anket uygulaması yüz yüze ve elektronik ortamda gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler istatistiksel analiz programları ile değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucuna göre katılımcıların sağlıklı yaşam farkındalığı ile demografik özelliklerine göre (cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, meslek, gelir durumu, sigara ve alkol kullanımı) istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği saptanmıştır p>0.05. Katılımcıların yaşadıkları yere göre, covid-19 hastalığı risk grubunda bulunma durumlarına, klinik semptomlarını bilme durumlarına, hastalığa karşı alınan önlemlere ve sağlıklı yaşam farkındalıklarının artma durumlarına göre ölçek ve alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmaktadır p
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • Obezite Paradoksu

    • Authors: Kübra KILIÇ; Yahya ÖZDOĞAN
      Abstract: Obezite, günümüzde gelişmekte olan ülkeler için tıpkı gelişmiş ülkeler gibi, bulaşıcı olmayan hastalıklar için bir risk faktörüdür. Obezite başta kardiyovasküler hastalıklar olmak üzere kanser, diyabet ve diğer bulaşıcı olmayan hastalıklar (BOH) ile birlikte bir prognoz izlemektedir. Yakın geleceğe kadar yapılan çalışmalarda BKİ değeri arttıkça risk faktörünün arttığını ve obezite ile birlikte BOH için zemin oluşturduğu saptanmıştır. Ancak son yapılan çalışmalar da görüyoruz ki Beden Kitle İndeksi (BKİ) 30’dan fazla olmasına rağmen aktif ve hareketli yaşayanlar, düşük BKİ’ye sahip ancak sedanter yaşayanlara kıyasla kronik hastalıklara daha az yakalanmaktadırlar. Bu durum ‘obezite paradoksu’ olarak tanımlanmaktadır. Obezite paradoksu teriminin literatürdeki yeri tartışmalı olup hastalıklar ile ilişkiler ve ortaya çıkışını etkileyen etmenler hakkında daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • Bariatrik Cerrahi Sonrası Malnütrisyonun Değerlendirilmesi ve
           Tedavisinde Güncel Yaklaşımlar

    • Authors: Neşe ALIÇ; Gülhan SAMUR
      Abstract: Obezitenin tedavisinde bariatrik cerrahi, uzun dönem kalıcı ağırlık kaybında ve obeziteye bağlı oluşabilecek hastalıkların tedavisinde en etkili yöntemdir. Ancak özellikle malabsorbtif etkili bariatrik prosedürler sonrası malnütrisyon ve besin ögesi eksikliklerine bağlı sağlık sorunlarının oluşması, hastaların beslenme durumunun değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Bu derleme bariatrik cerrahi sonrası malnütrisyonun değerlendirilmesi ve tedavisinde güncel yaklaşımları incelemek amacıyla yapılmıştır. Bariatrik cerrahi hastaları prosedüre göre değişmekle birlikte besin alımında ve sindirim yolundaki fizyolojik değişimlerden dolayı beslenme açısında risklidir. Restriktif etkili; günümüzde Avustralya dışında nadiren uygulanan Ayarlanabilir Gastrik Band ve Türkiye’ de ve dünyada en çok yapılan Sleeve Gastrektomi sonrası ciddi beslenmeye bağlı komplikasyon oluşma riski malabsorbtif prosedürlere göre daha düşüktür. Malabsorbtif etkili bazı prosedürlerin emilim bozucu etkisine göre sıralaması ise şu şekildedir; Duedenal Switch > Sleeve Gastrektomi ile Tek Anastomoz Duodenal İleal Bypass/SADI > Mini Gastrik Bypass> Roux-en-Y Gastrik Bypass/RYGB. Bariatrik cerrahi sonrası görülen en yaygın besin ögesi eksiklikleri; demir, B12 vitamini, kalsiyum, D vitamini, folat, bakır ve çinkodur ancak malabsorbtif etkili prosedürlerde en ciddi komplikasyonlardan biri protein malnütrisyonudur. Kısa sürede ağırlık kaybının fazla olması, hastaya uygulanması gereken aşamalı beslenme protokolü nedeniyle malnütrisyonu değerlendirmek oldukça zordur. Hastaların hem preoperatif hemde postoperatif dönemde beslenme durumunun değerlendirilmesi, beslenmeye bağlı gelişen sağlık sorunlarının önlenmesi ve tedavisi oldukça önemlidir. Ancak bariatrik cerrahi sonrası malnütrisyonun tedavisi ve değerlendirilmesiyle ilgili spesifik indekslere ve daha kapsamlı ileri çalışmalara gereksinim vardır.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • CLINICAL AND FUNCTIONAL OUTCOMES AFTER TWO DIFFERENT ANTERIOR CRUCRIATE
           

    • Authors: Nihan KAFA; Gamze ÇOBANOĞLU, Coşkun ULUCAKÖY, Baybars ATAOGLU, Nevin ATALAY GÜZEL
      Abstract: Giriş: Endobutton ve Rigidfix ön çapraz bağ rekonstrüksiyonu (ÖÇBR) için en çok kullanılan tespit yöntemleridir. Laksite, kuvvet, yürüme ve sıçrama açısından bu iki yöntemin birbirine üstünlüğünü araştıran herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.Amaç: Bu çalışmanın amacı ACLR olan olgularda endobutton veya Rigidfix teknikleri ile laksite, tünel genişliği, izokinetik güç, yürüme ve sıçramanın karşılaştırılmasıdır.Yöntem: Çalışmaya Endobutton (n=13) ve Rigidfix teknikleri (n=13) ile ÖÇBR uygulanan olgular dahil edildi. Kemik tünel genişlemesi BT seri kesitlerinde değerlendirildi ve ön diz laksitesi bir artrometre kullanılarak değerlendirildi. Quadriseps ve Hamstring kas kuvvetleri izokinetik sistem kullanılarak ölçüldü. Yürüyüş analizi ve sıçrama için BTS G-walk kullanıldı.Bulgular: İki grup arasında ön diz laksitesii, tünel genişlemesi, izokinetik kas kuvveti ve sıçrama yüksekliği açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark yoktu. Yürüyüş analizinde, sadece etkilenmemiş yan adım uzunluğu ve pelvik tilt simetri indeksi gruplar arasında anlamlı olarak farklıydı (sırasıyla p=0.045; p=0.038).Sonuçlar: ÖÇBR'li hastalarda hangi tip tespit yöntemi kullanılırsa kullanılsın; tüm parametre değerleri benzerdi. Ayrıca, iki yıllık ameliyattan sonra bile, etkilenen ve etkilenmeyen bacaklar arasında fonksiyonel farklılıklar tespit edildi. Ayrıca, her iki teknikte de istatistiksel olarak anlamlı tünel genişlemesi bulundu. Fiksasyon tekniğine bakılmaksızın ÖÇBR sonrası normal duruma dönmenin tam olarak sağlanamadığı sonucuna varıldı. Bu durumun zamanla bağın yapısı ve eklem kinematiği açısından sorunlara yol açabileceği ifade edilebilir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • EVALUATION OF DIET QUALITY USING THE HEALTHY EATING INDEX IN COLLEGE
           ATHLETES

    • Authors: Özge MENGİ ÇELİK; Nezih DAĞDEVİREN
      Abstract: Amaç: Bu çalışmanın amacı, üniversite sporcularında diyet kalitesini ve diyet kalitesi ile ilgili faktörleri incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel çalışmaya yüz yirmi yedi sporcu katılmıştır. Tüm prosedürler Helsinki Bildirgesi ile uyumludur. Anket yardımıyla sporcuların demografik özellikleri, beslenme alışkanlıkları ve diyet alımları elde edilmiştir. Diyet kalitesi Sağlıklı Yeme İndeksi-2015 (HEI-2015) kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Katılımcıların ortalama yaşı 21.2±2.3 yıldır. Diyet kalite skorları 19.1 ile 69.7 arasında değişmektedir. Ortalama HEI-2015 toplam skoru 42.8±9.7 olarak bulunmuştur. Hiçbir sporcu iyi diyet kalitesine sahip değildir, sporcuların %75.6'sının diyet kalitesi kötüdür ve %24.4'ünün diyet kalitesinin iyileştirilmesi gerekmektedir. Kadın sporcuların, erkek sporculardan daha yüksek skorlara sahip olduğu HEI-2015 bileşenleri: toplam sebzeler, yeşil sebzeler ve fasulyeler, deniz ürünleri ve bitkisel proteinlerdir (p<0.05). HEI-2015 bileşenlerinden olan tam tahıl skoru her iki cinsiyet için de sıfırdır. HEI-2015 toplam skoru ile yaş, eğitim süresi, spor branşında geçirilen süre ile öğün ve ara öğün sayısı arasında pozitif korelasyon saptanmıştır (p<0.05). Takım sporlarındaki sporcuların ortalama HEI-2015 toplam skoru bireysel sporlardan daha yüksektir (p<0.05). Ayrıca sigara içen sporcuların diyet kalitesi sigara içmeyen sporculara göre daha düşüktür (p<0.05).Sonuç: Üniversite sporcularının çoğunun diyet kalitesi kötüdür. Sporcuların diyet kalitesinin iyileştirilmesine ihtiyaç vardır. Üniversite sporcularında diyet müdahaleleri gereklidir. Sporculara beslenme durumunu, sağlığı ve performansı iyileştirmek için beslenme eğitimi verilmelidir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • GÖÇ, MANEVİYAT VE SOSYO-KÜLTÜREL UYUMUNUN SOSYAL HİZMET AÇISINDAN
           DEĞERLENDİRİLMESİ

    • Authors: Ömer Faruk CANTEKİN; Fatma Rümeysa TAŞBAŞ
      Abstract: 2011 yılında başlayan ve hala devam etmekte olan Suriye İç Savaşı, birçok insanın hayatını kaybetmesine ve yerinden edilmesine neden olmuştur. Türkiye 3,6 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır. Suriyeli sığınmacıların ülkemize göç etmesiyle birlikte sosyo-kültürel uyumun sağlanması oldukça önemli bir hale gelmiştir. Göç eden bireyler ile yerel halkın aynı dine mensup olmalarının bu uyum sürecini kolaylaştıracağı ve yüksek maneviyata sahip olmanın dini başa çıkmayı artırarak uyum sürecine etki edeceği düşünülmüştür. Bu çalışmanın genel amacı; sosyokültürel uyum ve maneviyat kavramları hakkında bilgi vermek, maneviyat kavramını psikolojik danışma kuramları içerisinde değerlendirmek ve sosyal hizmet ile maneviyat arasındaki ilişkiyi göç etmek durumunda kalan bireylere referansla incelemektir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • Endometrium Kanseri Nedeniyle Opere Edilen Olgunun Joyce Travelbee’nin
           İnsan İnsana İlişkiler Modeli’ne Göre İncelenmesi

    • Authors: Canan UÇAKCI ASALIOĞLU; Şengül YAMAN SÖZBİR
      Abstract: Endometrium kanseri olan kadınlar çoğunlukla kaygı, depresyon, öfke, umut-umutsuzluk, çaresizlik, şok, suçluluk, cinsel sorunlar, yaşam kalitesinin azalması, beden imajı bozukluğu gibi duygularla baş etmek zorunda kalmaktadır. Bu nedenle fiziksel ve pskikososyal ihtiyaçların karşılanmasında kişiye özel, kapsamlı ve sistematik bir bakım sunmak için modeller kullanılmaktadır. Bu çalışmada endometrium kanseri nedeniyle opere edilen olguya Joyce Travelbee’nin İnsan İnsana İlişkiler Modeli’ne göre verilen hemşirelik bakımının sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada endometrium kanseri nedeniyle opere edilmiş olan, 58 yaşındaki NT ele alınmıştır. Hastaya postoperatif 1-3. Günler arasında Travelbee’nin İnsan-İnsana İlişkiler Modeline göre bakım verilmiştir. Hasta ile hastanede kaldığı süre içinde üç görüşme yapılmıştır. Veriler gözlem ve görüşme yoluyla toplanmıştır. Hastanın objektif ve subjektif verileri ve derinlemesine yapılan görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda hastaya; Etkisiz İnkar, Ölüm anksiyetesi, Aile Süreçlerinin Devamlılığında Bozulma, Rol Performansında Etkisizlik, Kendini İhmal Etme, Tanımlanan Rejime Uymada Güçlük, Cinsellik Örüntüsünde Etkisizlik ve Üriner İnkontinans hemşirelik tanıları konmuş ve bu doğrultuda bakım verilmiştir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • ÇOCUKLUK ÇAĞINDA ERKEN MÜDAHALEDE HEDEF ODAKLI YAKLAŞIMLAR:
           GELENEKSEL DERLEME

    • Authors: Muhammed Taha TÜFEK; Bülent ELBASAN
      Abstract: Erken müdahale hizmetleri, neonatal dönemden başlayan ve 3 yaşına kadar devam eden, çocuklarda olası sorunları azaltmak ve gelişimi en üst düzeyde destekleyebilmek için mümkün olduğunca çabuk ve hızlı sonuçlar almayı amaçlayan transdisipliner yaklaşım içeren hizmetlerdir. Erken müdahalenin etkinliğinin anlaşılmasıyla önemi giderek artmakta ve literatürde erken müdahale ile ilgili yapılan çalışma sayısı her geçen gün daha da yükselmektedir. Bazı çalışmalar, aile eğitimi ve ailenin desteğinin erken müdahale programlarına eklenmesi sayesinde yöntemlerin etkinliğinin artırılabileceğini göstermektedir. Hedef odaklı erken müdahale yaklaşımları çocuğun aktiviteleri ve gelişimiyle ilgilenmesinin yanı sıra aile eğitimi ve ailenin gelişimini de destekleyen yaklaşımlardır. Bu yaklaşımların her biri hedefler doğrultusunda düzenlemeler, aktiviteler ve görevler içerir. Son yıllarda yeni geliştirilen ve uzmanlar tarafından uygulanan birçok hedef odaklı erken müdahale yaklaşımı mevcuttur. Yaklaşımların hepsi çözüm hedefli olup çocuk ve ailenin gelişimine odaklanması ve programın ilerleyişi yönünden bazı ayrımlara sahiptir. Her bir program kendi içerisindeki bakış açısı itibariyle küçük farklılıklar içermektedir. Bu derlemede çocukluk çağında sıkça uygulanan hedef odaklı erken müdahale programlarının felsefesine, özelliklerine, uygulama yöntemlerine, benzerliklerine ve farklılıklarına yer verilmektedir. Erken müdahaledeki uzman personelin, bu yöntemlerin özellikleri ve farklılıkları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olması ve bu doğrultuda çocuğun ihtiyacına yönelik doğru yöntemi uygulaması önemlidir. Bu nedenle ortak bir amaca sahip, işbirlikçi, kanıta dayalı hizmetler üreten, çocuğu ve ebeveynleri destekleyen bir ya da birkaç yöntemin birlikte kullanılmasının erken müdahalede daha etkili ve verimli olabileceğini düşünmekteyiz.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • EFFECTIVENESS OF CLIENT-CENTERED INTERVENTION ON PERCIEVED OCCUPATIONAL
           PERFORMANCE AND SATISFACTION IN PEOPLE WITH MULTIPLE SCLEROSIS

    • Authors: Berkan TORPİL; Serkan PEKÇETİN
      Abstract: Giriş: Multipl Skleroz’lu (MS) bireyler, fiziksel, bilişsel, sosyal, çevresel gibi faktörlerin olumsuz etkilenmesi nedeniyle günlük yaşam aktivitelerinde algılanan aktivite performans ve memnuniyet düzeyinde problem yaşamaktadır.Amaç: Bu çalışma, MS bireylere yönelik kişi merkezli eğitimin algılanan aktivite performans ve memnuniyet üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla planlandı.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 10’u kadın 4’ü erkek olmak üzere 14 MS’li birey katıldı. Eğitim öncesi ve sonrası algılanan aktivite performans ve memnuniyet düzeyi Kanada Aktivite Performans Ölçümü (KAPÖ) ile değerlendirildi. KAPÖ’de belirtilen aktivitelere göre eğitim programı çizildi. Program, 6 Hafta, haftada 4 gün 45 dakika olacak şekilde 24 seanstan oluşmaktadır.Bulgular: Çalışmaya katılan MS’li bireylerin eğitim öncesi KAPÖ performans ortalaması 3,5±0,65 (min.2,5-maks.4,5), KAPÖ memnuniyet ortalaması 3,07±1,29 (min.1-maks.5,33) puandır. Eğitim sonrası KAPÖ performans ortalaması 7,34±0,7 (min.6,2-maks.8,33), KAPÖ memnuniyet ortalaması 7,7±0,98 (min.6-maks9,4) puan olmuştur. Eğitim öncesi ve sonrası KAPÖ performans ve memnuniyet skorlarında istatistiksel olarak anlamlı artış saptanmıştır (p<0,01). Aktivite dağılımları incelendiğinde; kendine bakım %55,17’sini, üretkenlik %24,13’ünü ve serbest zaman %20,68’ini oluşturduğu belirlenmiştir. Sonuç: MS’li bireylere yönelik kişi merkezli eğitimin bireylerin algılanan aktivite performansı ve memnuniyeti üzerinde olumlu etkileri olmuştur. MS’li bireylerin aktivite performanslarını ve memnuniyetlerini arttırmakta kişi merkezli eğitimlerin etkin bir şekilde kullanılabileceği düşünülmüştür.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE DUYU VE ALGI GELİŞİMİNE İLİŞKİN
           TÜRKİYE’DE YAPILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ (2000-2020)

    • Authors: Emine ŞENTÜRK; Mehmet SAĞLAM
      Abstract: Çevreden bilgi alarak insanların hayata uyum sağlamasını sağlayan duyuların gelişimi anne karnından başlayarak gerçekleşir. Bebekler yaşamın ilk anlarından itibaren tat, koku, dokunma, duyma ve görme duyuları ile çevreyle temas eder. Duyulardan oluşan ve hayata adaptasyonu önemli ölçüde etkileyen algı, farklı bilim disiplinlerinin çalışma alanına da girer. Bu çalışma, Türkiye'de çocukluk döneminde duyu ve algıların gelişimi ile ilgili yayınlanmış tezleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Türkiye Ulusal Tez Merkezi'nde farklı anahtar kelimelerle arama yapılmış ve 69 tez çalışmaya dâhil edilmiştir. Araştırmada, nitel araştırma desenlerinden biri olarak betimsel içerik analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre, Türkiye'de çocukluk döneminde duyu ve algıların gelişimi ile ilgili yayınlanan tezler en çok 2016-2020 yılları arasında, Hacettepe Üniversitesi’nde, Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı'nda, yüksek lisans düzeyinde ve nicel araştırma deseni kullanılarak çalışılmıştır. Sonuçlar, yayınlanan tezlerin daha çok erken çocukluk döneminde ve sağlıklı gelişen çocuklarla çalışıldığını göstermektedir.
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
  • Plantar Fasiit’ te Transvers Friksiyon Masajının Etkinliğinin
           İncelenmesi-Pilot Çalışma

    • Authors: Ozan Orhun ÇALIŞKAN; Seyit ÇITAKER
      Abstract: Giriş: Plantar fasiit (PF) toplumda çok sık görülen bir rahatsızlıktır. PF’de ayak tabanında ve topukta ağrı şikâyeti bulunmaktadır. Bunun sonucunda hastaların fonksiyonel düzeyleri ve günlük yaşamı olumsuz etkilenmektedir. İnsanların %10’ unu etkileyebilen bir hastalıktır. Amaç: Bugüne kadar yapılmış araştırmalarda, PF’ de transvers friksiyon masajının (TFM) yaşam kalitesine olan etkileri araştırılmamıştır. Fonksiyonel düzeye etkilerine ilişkin araştırmalarda ise anket ve ölçeklerle değerlendirme yapılmış, fonksiyonel testler ile değerlendirme yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, TFM’nin PF hastalarında fonksiyonel düzey ve yaşam kalitesine olan etkilerini araştırmaktır.Yöntem: Çalışmaya, PF tanısı almış, 3 aydır ağrısı olan yetişkin 20 hasta alınmıştır. Hastalar randomize olarak bilgisayarlı sistem ile TFM ve egzersiz grubuna ayrılmıştır. TFM grubuna (n=10) 3 hafta süresince, haftada 3 gün, 15 dakika TFM uygulanmıştır. Egzersiz grubuna (n=10) germe ve kuvvetlendirme egzersizleri 3 hafta süresince verilmiştir. Veri kayıt formu ile hastaların sosyodemografik bilgileri toplanmıştır. Ayak fonksiyonel durumu mesafeli üçlü hoplama testi ile, yaşam kalitesi ise SF-36 ölçeği ile değerlendirilmiştir. Tedaviden önce ve tedavi bitiminden 3 gün sonra bu değerlendirmeler yapılmıştır.Bulgular: Her iki grubun sosyodemografik özellikleri benzer bulunmuştur (p>0,05). Tedavi sonrası egzersiz uygulamasının SF-36 alt parametrelerinden; fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü, ağrı parametrelerinde anlamlı artış sağladığı belirlenmiştir (p
      PubDate: Mon, 21 Mar 2022 00:00:00 +030
       
 
JournalTOCs
School of Mathematical and Computer Sciences
Heriot-Watt University
Edinburgh, EH14 4AS, UK
Email: journaltocs@hw.ac.uk
Tel: +00 44 (0)131 4513762
 


Your IP address: 3.238.252.196
 
Home (Search)
API
About JournalTOCs
News (blog, publications)
JournalTOCs on Twitter   JournalTOCs on Facebook

JournalTOCs © 2009-