A  B  C  D  E  F  G  H  I  J  K  L  M  N  O  P  Q  R  S  T  U  V  W  X  Y  Z  

  Subjects -> NUTRITION AND DIETETICS (Total: 201 journals)
We no longer collect new content from this publisher because the publisher has forbidden systematic access to its RSS feeds.
Similar Journals
Journal Cover
Gazi Sağlık Bilimleri Dergisi
Number of Followers: 0  

  This is an Open Access Journal Open Access journal
ISSN (Print) 2548-0383
Published by Gazi Üniversitesi Homepage  [9 journals]
  • DİABETES MELLİTUSLU KADINLARDA CİNSEL FONKSİYONLARIN
           BELİRLENMESİ

    • Authors: Mehtap AKSOY; Ayten ŞENTÜRK ERENEL
      Abstract: Giriş: Diabetes mellitus kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan kronik bir hastalıktır. Amaç: Bu tanımlayıcı çalışmanın amacı diyabetli kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu sıklığının ve etkileyen faktörlerin belirlenmesidir. Yöntem: Araştırmanın örneklemini 18-55 yaş arası 255 kadın oluşturmuştur. Araştırmaya klimakterik dönemde olmayan, cinsel yönden aktif ve üreme sistemi cerrahisi geçirmemiş kadınlar dahil edildi. Araştrmanın verileri veri toplama formu ve Kadın Cinsel İşlev Ölçeği kullanılarak toplandı. Bulgular: Diyabetli kadınların cinsel fonksiyon bozukluğu sıklığı % 69,0 olarak bulunmuştur. Diyabetli kadınlarda başka sağlık sorunlarına sahip olmanın cinsel fonksiyon bozukluğu riskini 2,47 kat arttırdığı (95% CI=1.087–5.609, p=0,031) belirlenmiştir. Kadınların diyabet süresinin artması durumunda cinsel uyarılma bozukluğu riski 1,19 kat artmaktadır (95% CI=1.073–1.339, p=0,001). Diyabetli kadınlarda evlilik yılının artması durumunda da orgazm bozukluğu riski 0,95 kat artmaktadır (95% CI=0.909–0.993, p=0,024). Ancak, kadınların yaş, evlilik süresi, diyabet süresi ve HbA1c değerleri ile cinsel istek, kayganlaşma, cinsel memnuniyet ve cinsel ağrı alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05).Sonuç: Kadınların çoğunda cinsel fonksiyon bozukluğu olduğu belirlendi. Kadınların çoğu cinsel istek, uyarılma ve ağrı bozukluğu yaşadığı belirlenmiştir. Ayrıca, diabetes mellitus süresi arttıkça uyarılma bozukluğu riski, artan evlilik süresi ile orgazm bozukluğu riski de artmaktadır. Kadınların diabetes mellitus dışında bir sağlık sorununun olması cinsel işlev bozukluğu riskini artırdığı tespit edilmiştir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • COVID-19 SALGININDA DİYABET YÖNETİMİ VE
           HEMŞİRENİN ROLÜ

    • Authors: Dilek BÜYÜKKAYA BESEN; Merve DERVİŞOĞLU
      Abstract: ÖZETÇin’in Wuhan şehrinde, Aralık 2019 tarihinde görülmeye başlayan, SARS-CoV-2 (şiddetli akut solunum sendromu koronavirüsü-2) olarak adlandırılan, yeni tip koronavirüsün şiddetli akut solunum sendromuna neden olduğu belirlenmiş ve acil durum ilan edilmiştir. Yapılan araştırmalarda COVID-19 enfeksiyonu için komorbidetelerin varlığı, obezite, ileri yaş gibi faktörlerin kötü prognozu öngösterdiği belirlenmiştir. COVID-19 ile diyabetin etkileşimli patofizyolojik mekanizmaları nedeniyle, COVID-19 sürecinde diyabetin etkin yönetimi oldukça önem arz etmektedir. Diyabet yönetiminin mevcut zorluklarına, COVID-19 salgının bireylerin yaşamlarına getirdiği yüklerin eklenmesi ile sürecin daha kompleks bir hal aldığı görülmüştür. COVID-19 salgınının yaşattığı kriz ile mücadele edilirken, diyabet bakımını iyileştirmek için de yeni stratejiler, eylem planları, yönergeler geliştirmeli ve bu planlamaların hızlıca uygulamaya dökülmesi gerekmektedir. Pandemi sürecinde diyabetin etkin yönetimi için de multidisipliner ekip yaklaşımı gerektirmektedir ve diyabet hemşirelerine önemli rol ve sorumluluklar düşmektedir. Salgın sürecinde, diyabet hemşirelerinin uygulayacağı bakım; diyabetli bireyin yaşamına getirdiği yüklerin azaltılması ile hedeflenen glisemik değerlerin sürdürülmesine, diyabetin akut komplikasyonların önlenmesine, acil başvurularının azaltılmasına, gereksiz hastane başvurularının önlenmesine, hastaneye yatışların engellenmesine, hastanede kalış süresinin azaltılmasına, komplikasyon oranlarının düşürülmesine, kontrolsüz diyabetin sağlık hizmetlerine getirdiği yükün en aza indirgenmesine, sağlık personelinin bakım yükünün azaltılmasına, diyabetli bireyin yaşam kalitesinin iyileştirilmesine ve en önemlisi COVID-19 risklerinin azaltılmasına katkı sağlayacaktır.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • GEBELİĞİN KADIN CİNSEL FONKSİYONU
           ÜZERİNE ETKİLERİ

    • Authors: Ayten ŞENTÜRK ERENEL; Sıdıka PELİT AKSU, Gülten KOÇ
      Abstract: Amaç: Çalışmada gebeliğin kadın cinsel fonksiyonuna etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Veriler araştırmacılar tarafından toplanmıştır. Araştırmanın uygulaması Türkiye’de bir üniversite hastanesinin gebe polikliniğinde gerçekleştirilmiştir. Örneklem, power analizine göre içleme kriterlerine uyan 179 kadından oluşturulmuştur. Araştırmanın uygulamasına başlamadan önce etik kurul izni ve uygulamanın yapılacağı kurumdan yazılı izin alınmıştır. Bulgular: Çalışmamızda gebelerin yaklaşık yarısının cinsel sağlık konusunda bilgi sahibi olduğu belirlenmiştir ve bilgi sahibi olan kadınlar bilgiyi en çok sağlık personelinden (%60,2) almıştır. Gebelerin %58.7’si gebeliklerinin cinsel yaşamlarının olumsuz etkilendiğini, etkileyen faktörler arasında ilk üç sırada düşük yapma korkusunun (%59.1), beden imajında değişimin (%36.2) ve hormonal değişimin (%30.5) olduğu belirlenmiştir. Cinsel istek düzeyi, cinsel ilişki sıklığı, memnuniyet, ağrı, uyarılma düzeyi, orgazm ve kayganlaşma gibi alanların gebelik öncesi döneme göre olumsuz etkilendiği ve gebelik ilerledikçe genellikle olumsuzluğun arttığı belirlenmiştir (P
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • SPRİTUEL İYİ OLUŞ VE HEMŞİRELİK; HEMŞIRELERIN SPRITUEL IYI OLUŞ
           DURUMLARININ HASTA BAKIMINA VE KENDILERINE YANSIMALARI

    • Authors: Banu ÇEVİK
      Abstract: Spritualite sağlık ve esenliğin ayrılmaz bir parçasıdır ve hemşirelik mesleğinde ayrı bir öneme sahiptir. Hemşirelik mesleği bakıma odaklı olup, bakımın temel amacı bireyin varoluşunun tüm boyutlarının korunmak, sürdürülmesini sağlamak veya bireye yardımcı olmaktır. Hemşireler bakım verdikleri hastalara sprituel bakım sağlamaktan sorumludur. Ancak yaşamdaki her bireyin spritualiteye ihtiyacı vardır, bu nedene hemşireler öncelikli olarak bireysel sprituel gereksinimlerinin farkında olmaları, geliştirmeleri gerekmektedir. Bu nedenle bu derlememenin amacı hemşirelerin sprituel iyi oluş durumlarının hasta bakımına ve kendilerine yansımamalarını incelemektir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • ÜNIVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN
           MAHREMİYET BİLİNCİ

    • Authors: Deniz OZTURK; Gulcan EYUBOGLU, Zehra GÖÇMEN BAYKARA
      Abstract: Amaç: Bu araştırma, üniversite öğrencilerinin mahremiyet bilincini ortaya çıkarmak amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırmanın örneklemini, bir devlet üniversitesinde Hemşirelik, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon, Beslenme ve Diyetetik ile Mühendislik Bölümlerinde üniversite eğitimine yeni başlayan öğrenciler oluşturmaktadır (n=576). Araştırma verileri, Nisan 2021’de çevrim içi anket yoluyla Tanıtıcı Özellikler Formu ve Mahremiyet Bilinci Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Öğrencilerin Mahremiyet Bilinci Ölçeği toplam puan ortalaması 4,49±0,42’dir. Kadın öğrencilerin Mahremiyet Bilinci Ölçeği “kendine ait mahremiyet bilinci” alt boyut ortalama puanı ve toplam ölçek ortalama puanı, erkek öğrencilere göre istatistiksel olarak daha yüksektir. Sağlıkla ilgili bir ortaöğretim kurumunda eğitim alan öğrencilerin “Başkalarının mahremiyetini sürdürmek için davranışlar” alt boyutu ortalama puanı ve toplam ölçek ortalama puanı, diğer öğrencilere göre istatistiksel olarak daha yüksektir (p<0,05). Öğrencilerin en yüksek ortalama puanı “Mahremiyetimi kesinlikle korumak isterim.” (4,71±0,59), en düşük ortalama puanı “Toplu taşıma araçlarını kullanırken başkalarının telefonlarına bakmamayı alışkanlık haline getirdim.” (4,22±0,96) maddesidir. Sonuç: Üniversite öğrencilerinin, yüksek düzeyde mahremiyet bilincine sahip olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin kendi mahremiyetlerini korumaya ilişkin bilinci, başkalarının mahremiyetini korumaya yönelik bilince göre daha yüksektir. Üniversite eğitiminde, başkalarının mahremiyetini korumaya yönelik etkinliklerle öğrencilerin mahremiyet bilincinin geliştirilmesi önerilmektedir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRENCİLERİNİN ZAYIFLAMA
           DİYETLERİ, ORTOREKSİYA NERVOZA VE YAŞAM KALİTESİ İLİŞKİSİNİN
           DEĞERLENDİRİLMESİ

    • Authors: Ebrunur YILMAZ; Özlem VAROL AVCILAR, Fatma Bengü KUYULU BOZDOĞAN, Aybala TAZEOĞLU, Fatmanur GÖFER, Ayşegül BİLGİÇ
      Abstract: ÖzGiriş ve Amaç: Bu çalışma Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinde diyet yapma durumu, Ortoreksiya Nevroza (ON) ve yaşam kalitesi ilişkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Kesitsel tanımlayıcı tipteki araştırmaya, Mart 2021 tarihinde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde öğrenim gören 235 gönüllü öğrenci katılmıştır. Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Ortoreksiya Nevroza Değerlendirme Ölçeği (ORTO-15) ve Yaşam Kalitesi Ölçeği (SF-36) ile toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde Ki-Kare testi ve Independent Sample T-Testi kullanılmıştır ve anlamlılık değeri p<0.05 olarak kabul edilmiştir.Bulgular: Öğrencilerin %81.3’ünün ON eğilimi gösterdiği saptanmış olup erkek öğrencilerin %96.9’ u ortorektik eğilim gösterirken kızların %78.8’i ortorektik eğilim göstermektedir. Cinsiyet değişkeni ile ORTO-15 puanları arasında istatiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (p<0.05). Öğrencilerin diyeti nasıl uyguladıkları ile ORTO-15 puanı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<0.05). ON eğilimi olan ve olmayan öğrencilerde SF-36 ölçeği alt başlıkları puanları incelenmiş ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05).Sonuç: Araştırmamızda Ortoreksiya eğilimi gösteren öğrencilerin oranı yüksek (%81.3) bulunmuş olup kendi başına diyet yapan öğrenciler daha yüksek ortoreksiya eğilimi göstermiştir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • ÜNİVERSİTE HASTANESİNDEN SAĞLIK HİZMETİ TALEP EDEN BİREYLERİN
           HAK, SORUMLULUK VE BİLGİ DÜZEYİNİN İNCELENMESİ

    • Authors: Zekai ÖZTÜRK; Şermin ERTAŞ
      Abstract: Bu araştırmada hastaneden hizmet talep eden bireylerin hak ve sorumluluklarının farkındalıkları ve bilgi düzeyinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini Türkiye’de yaşayan ve hastanelerden sağlık hizmeti talep eden bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Ankara ilinde bulunan bireylerdir. Araştırmanın örneklem sayısı, %95 güven düzeyinde 0.5 hata payı ile oluşturulmuş ve ilgili formül kullanılarak 384 kişi olarak belirlenmiştir. Araştırmanda yapılan anket uygulaması yüz yüze ve elektronik ortamda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen çalışma verileri istatistik programına aktarılarak analizler tamamlanmıştır. Çalışma Mann Whitney U, Kruskal Wallis ve Bonferroni Testleri yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın elde edilen sonuçlarına göre, bireylerin hasta hakları ve sorumlulukları konusundaki bilgi düzeylerinin genel anlamda yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • VENÖZ REFLÜSÜ OLAN VE OLMAYAN, KRONİK VENÖZ HASTALIK TANILI
           BİREYLERDE MANUEL LENF DRENAJININ LOKAL DOKUDAKİ SU ORANLARI VE YAŞAM
           KALİTESİ ÜZERİNE ETKİLERİ: PİLOT ÇALIŞMA

    • Authors: Elif SAKIZLI ERDAL; Abdullah OZER, Emetullah CİNDİL, İlke KESER
      Abstract: Giriş: Manuel Lenf Drenajı (MLD), Kronik Venöz Yetmezlik (KVY) tanılı hastalarda kullanılabilecek alternatif bir tedavi yaklaşımıdır. Amaç: KVY hastalarında MLD’nin lokal dokudaki su oranları ve yaşam kalitesi üzerine etkilerinin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya 10 hasta dahil edildi. 0,5 sn üzeri venöz reflüsü olan hastalar KVY grubunu ve venöz reflüsü olmayan bireyler Kronik Venöz Hastalık (KVH) grubunu oluşturdu. Lokal dokudaki su yüzdeleri MoistureMeterD Compact cihazı ile ölçüldü. Yaşam kalitesi Venöz Yetmezliğin Epidemiyolojik ve Ekonomik Çalışması: Yaşam Kalitesi/Belirtiler Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: KVH hastalarında semptom skoru 32.60±5.68'den 36.40±6.95'e ve toplam yaşam kalitesi skoru 51.8±5.89'dan 55.6±5.32'ye anlamlı olarak arttı. KVY hastalarında semptom skoru 29.00±5.96'dan 34.00±6.12'ye ve toplam yaşam kalitesi skoru 47.20±8.58'den 52.00±5.96'ya anlamlı olarak yükseldi. Yaşam kalitesinde KVY ya da KVH grubunun herhangi birinde daha anlamlı bir iyileşme yoktur (p>0.05). MLD'nin KVH'da lokal dokudan su absorpsiyonuna etkisi vardır, ancak bu azalma istatistiksel olarak anlamlı değildir ve KVY aşamasında yetersizdir (p>0.05). Sonuç: MLD'nin venöz reflü varlığından bağımsız olarak semptomlarda rahatlama ve yaşam kalitesinde iyileşme sağlayabileceği düşünüldü. İleride yapılacak çalışmalarda, daha fazla sayıda hasta bulunan KVY'li hastalarda MLD ile lokal doku suyunun değişimi incelenmelidir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • ÇOCUK VE ADOLESANLARDA HEDONİK AÇLIK İLE OBEZİTE İLİŞKİSİ

    • Authors: Osman BOZKURT; Hilal YILDIRAN
      Abstract: Hedonik açlık, fizyolojik olarak açlık oluşmasa bile yemekten zevk alma ve yemek yeme dürtüsü olarak tanımlanmaktadır. Hedonik açlık metabolik ihtiyaç yerine, zevk için diyetle daha fazla enerji alımına neden olmakta ve özellikle çocuk ve adolesan döneminde şişmanlık ve obezite prevelansının artmasına neden olmaktadır. Sağlıklı beslenme davranışlarının adolesan dönemde kazanılması nedeniyle bu dönemde vücut ağırlığı korunumunun sağlanması ve obezitenin önlenmesi amacıyla alınacak önlemler önem kazanmaktadır. Son yıllarda özellikle çocukluk çağında görülen obeziteye, diyetle alınan enerjinin artması ve buna karşın enerji harcamasının azalması neden olduğu belirtilmiştir. Adolesanlarda sağlıksız yiyecek ve içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi, diyetle enerji alımında artış, gençlik ve yetişkinlik döneminde vücut ağırlığında artışı ve daha yüksek kronik hastalık riski ile ilişkilendirilmiştir. Bu derlemede, çocuk ve adölesanlarda hedonik açlık ve obezite arasındaki ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • ECZANELERDE AROMATERAPİ YAKLAŞIM VE UYGULAMALARI
           ÜZERİNE BİR ANKET

    • Authors: Eda GEDİK; Elif ÖZBİR ELEVLİ, Emine AKALIN
      Abstract: Aromaterapi, sağlıklı ve doğal yaşam için öne çıkan tamamlayıcı tedavi yöntemlerinden biridir. Ülkemizdearomaterapinin popülaritesi son yıllarda giderek artmakta ve aromaterapiye en güvenli erişim yolu olarakeczaneler karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmayla aromaterapi için eczanelere başvuran katılımcıların geçmiştekiaromaterapi deneyimlerini de kapsayarak aromaterapiye yaklaşımları, aromaterapi uyguladıkları süreç ve sonrasıhakkında toplanan verilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Mayıs 2020-Haziran 2020tarihleri arasında İstanbul’da yer alan ve yoğun bir şekilde aromaterapi uygulamaları yapan 2 eczaneye başvurankatılımcılarla bir anket çalışması yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bilgiler SPSS analiz programı ve çeşitlianaliz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Çalışmaya katılan 85 katılımcının büyük çoğunluğunun 20-40 yaşaralığında olduğu, 64’ünün kadın 21’inin erkek olduğu bulunmuştur. Çalışma sonucunda aromaterapiye en sıkbaşvuru sebeplerinin; soğuk algınlığına bağlı semptomlar, saç sorunları, akne tedavisi, dermatit ve yara-leketedavisi olduğu görülmüştür. En sık kullanılan uçucu yağın lavanta esansiyel yağı olduğu belirlenmiştir. Anketteyer alan katılımcıların aromaterapiyi; %50 oranında sağlık çalışanları olan eczacı ve doktor, %50 oranında sosyalmedya ve yakın çevre kaynağından duydukları görülmüş, katılımcıların %69,4’ü aromaterapiye tedavi gücüneinanarak başvurmuştur. Aromaterapiye başvuran katılımcıların ürünleri kullanmadan önce %63,5 oranındaaraştırma yaptığı saptanmıştır. Kullanılan ürünlerin yararlı olduğunu belirten katılımcı oranı %57, kısmen faydagören katılımcıların oranı %39, fayda görmediğini belirten katılımcıların oranı ise %4’tür. Katılımcıların çokçeşitli rahatsızlıklarda aromaterapiye başvurduğu görülmektedir. Aromaterapinin duyulduğu kaynak olarak ençok eczacı cevabı verilmiştir. Çalışma sonucunda katılımcıların aromaterapiden büyük oranda fayda gördüğü veçevrelerine aromaterapiyi tavsiye edebilecekleri görülmüştür. Aynı zamanda çalışmaya katılan katılımcılardaaromaterapinin yan etki oranının düşük olduğu görülmektedir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • OBEZ BİREYLERDE SERUM FERRİTİN DÜZEYLERİ, İNSÜLİN DİRENCİ,
           METABOLİK SENDROM VE BESLENME DURUMLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN
           RETROSPEKTİF ANALİZİ

    • Authors: Makbule ERÇAKIR; Sinem BAYRAM
      Abstract: Bu çalışmada, obez bireylerin beslenme durumlarının serum ferritin değerleri, insülin direnci ve metabolik sendrom ile ilişkisi bakımından retrospektif olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Özel 19 Mayıs Hastanesi Beslenme ve Diyet polikliniğine 1 Ocak 2020’den itibaren başvurmuş 210 obez birey oluşturmaktadır. Bu bireylerin antropometrik ölçümleri, biyokimyasal bulguları, genel sağlık durumları ve beslenme durumları hasta dosyalarından kaydedilmiştir. Çalışmaya dahil edilen bireyler serum ferritin değerlerine göre; ferritin düzeyi ˂14,52 ng/mL ise kuartil 1 (Q1), 14,52-35,49 ng/mL ise Q2, 35,49-70,68 ng/mL ise Q3, ˃70,68 ng/mL ise Q4 olarak 4 gruba ayrılmıştır. Bireylerin beden kütle indeksi (kg/ m2) ferritin kuartillerine göre incelendiğinde Q2’de en yüksek beden kütle indeksi (32,5±6,4 kg/m2) gözlenmiştir (p˃0,05). Bel çevresi ölçümlerinde en yüksek bel çevresi ortalaması Q4’te olup (114,85±15,09 cm), kuartiller arasındaki fark anlamlı bulunmamıştır (p˃0.05). Bireylerin serum HOMA-IR ortalama değerleri en yüksek Q4’de (4,10±5,05) bulunmaktadır. HOMA-IR düzeyleri ferritin kuartiline göre istatistiksel açıdan önemli bulunmuştur (p˂0.05) Trigliserit değerleri Q4’te (169,43±93,40); HDL değerleri Q2’de (58,68±11,69); LDL değerleri ise Q4’te (127,21±35,15) en yüksek bulunmuştur. (˂0.05) Bireylerin ferritin quartillerine göre beslenme durumlarına bakıldığında protein tüketiminin en yüksek Q4’te olduğu (112,1±29,8 g/gün), karbonhidrat tüketiminin ise en yüksek Q1’de (395,2±83,6 g/gün) olduğu görülmüştür (p˂0.05). Obez bireylerin protein tüketimleri (g/gün) ile serum ferritin düzeyleri arasında pozitif yönlü orta kuvvetli bir ilişki tespit edilmiştir (r:0,506, p:0,000). Sonuç olarak yüksek serum ferritin konsantrasyonları yüksek trigliserit, yüksek LDL, yüksek HOMA, AST ve ALT değerleri ve daha düşük HDL değerleri ile ilişkilendirilmiştir. Obez bireylerde serum ferritinin yüksek olması insülin direnci ve metabolik sendrom için risk faktörü olabileceği belirlenmiştir. Bu risk faktörlerinden korunmak için obez bireylere yaşam tarzı değişikliği önerilmelidir.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
  • YAĞ ASİTLERİNİN TİP 2 DİYABET GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİ

    • Authors: Caner ÖZYILDIRIM
      Abstract: Tip 2 diyabet, Dünya genelinde önemli bir nüfusu etkileyen, morbidite ve mortalite riskini artıran metabolik bir hastalıktır. Tip 2 diyabetin gelişiminde genetik ve çevresel faktörlerle birlikte beslenme alışkanlıkları da önemli bir rol oynamaktadır. Son yıllarda özellikle yağ asitlerinin tip 2 diyabet gelişimi üzerine etkileri çalışmalara konu olmuştur. Diyetle alınan toplam yağ miktarına ek olarak yağ asidi örüntüsünün de tip 2 diyabetin gelişme riskinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu derleme makalede, yağ asitlerinin insülin direnci ve tip 2 diyabet gelişimi üzerindeki rolünün güncel literatüre dayalı olarak tartışılması amaçlanmıştır.
      PubDate: Wed, 17 Aug 2022 00:00:00 +030
       
 
JournalTOCs
School of Mathematical and Computer Sciences
Heriot-Watt University
Edinburgh, EH14 4AS, UK
Email: journaltocs@hw.ac.uk
Tel: +00 44 (0)131 4513762
 


Your IP address: 3.225.221.130
 
Home (Search)
API
About JournalTOCs
News (blog, publications)
JournalTOCs on Twitter   JournalTOCs on Facebook

JournalTOCs © 2009-