Followed Journals
Journal you Follow: 0
 
Sign Up to follow journals, search in your chosen journals and, optionally, receive Email Alerts when new issues of your Followed Journals are published.
Already have an account? Sign In to see the journals you follow.
Similar Journals
Journal Cover
Mersin Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi
Number of Followers: 0  

  This is an Open Access Journal Open Access journal
ISSN (Online) 1308-0830
Published by Mersin Universitesi Homepage  [5 journals]
  • Çocuklarda kardiyak cerrahi sonrası gelişen aritmi sıklığı ve risk
           faktörleri

    • Authors: Derya Karpuz; Hasan Demetgül, Dilek Giray, Olgu Hallıoğlu
      Abstract: Amaç: Kardiyak cerrahisonrası gelişen aritmiler, sık görülen komplikasyon olmasına rağmen, genellikleönceden bir risk belirlemek olanaksızdır. Bu çalışmanın amacı pediatrikpopülasyonda kardiyak operasyon sonrası gelişen ritim bozukluklarının tür vesıklığını saptamaktır. Yöntem: Ocak2008- Aralık 2015 tarihleri arasında çocuk kardiyoloji ünitesinde izlenenkardiyak operasyon geçirmiş, 2-17 yaş arası, 124 pediatrik hastanın (59’u kız,65’i erkek) 24 saatlik holtermonitorizasyon kayıtları retrospektif olarakdeğerlendirildi.  Hastaların demografiközellikleri, preoperatif tanıları ve geçirdikleri cerrahi girişim tiplerikaydedildi. Bulgular: Altmış sekizhastada (%54.8) aritmi olduğu saptandı. En sık görülen ritim bozukluklarısupraventriküler ekstrasistol (SVE) ve ventriküler ekstrasistol (VES) olup herikisinin de görülme sıklığı %15.3 idi. Bu iki ritim bozukluğunun birliktegörülme oranı % 12.9 bulundu. Kızlarda SVE ve VES görülme oranı biraz dahayüksekti. SVE ve VES riski sırasıyla atriyal septal defekt tamirinde %26.3 ve%7.9, ventriküler septal defekt tamirinde %10.5 ve %15.8, tüm düzeltme yapılanFallottetralojisinde ise %4.5 ve %9.1 bulundu. Atriyal septal defekt tamiriyapılan bir hastada supraventriküler taşikardi, ventriküler septal defekttamiri ve tüm düzeltme yapılan Fallottetralojisi olan iki hastada ise sürekliolmayan ventriküler taşikardi izlendi.Sonuç: Kardiyak operasyon geçiren hastaların izleminde aritmigelişebileceği bilinmeli ve hastalara düzenli holter EKG izlemleriyapılmalıdır. Bu çalışmada en sık görülen postoperatif aritmi tiplerinin SVE veVES olduğu ve atriyal septal defekt, ventriküler septal defekt veFallottetralojisi operasyonlarının aritmiler için risk faktörü olduğugösterilmiştir.Anahtarkelimeler: Aritmi, holter elektrokardiyografi, supraventriküler ekstrasistol,ventriküler ekstrasistol 
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin uzun dönem izleminin
           sonuçları

    • Authors: Serra Sürmeli Döven; Aytuğ Atıcı, Selvi Gülaşı, Yalçın Çelik, Çetin Okuyaz, Khathuna Makharoblidze
      Abstract: Amaç: Doğum ağırlığı 1 500 g altında olan çok düşük doğum ağırlıklı(ÇDDA) bebeklerin uzun dönem izlem sonucunda nöro-gelişimsel özelliklerininbelirlenmesi amaçlandı. Yöntem: 2002-2009yılları arasında 1500 g altında doğan, doğum ağırlıkları gebelik yaşlarıylauyumlu ve merkezimizde Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi edilen 62 çokdüşük doğum ağırlıklı erken doğum öyküsüne sahip çocuklar çalışmaya alındı.ÇDDA’lı çocuklara yaşlarına uygun olan gelişimsel testler (Denver II GelişimselTarama Testi, Bayley Bebeklik ve Erken Çocukluk Dönemi Gelişimsel DeğerlendirmeÖlçeği III) ve Stanford Binet Zekâ Ölçeği uygulandı. Kontrol grubuna yaş vecinsiyetleri ÇDDA’lı çocuklarla uyumlu, normal doğum ağırlıklı, zamanındadoğmuş çocuklar alınarak bu iki grup birbirleriyle karşılaştırıldı. Bulgular: Bayley III, Denver GelişimselTarama Testi ve Stanford Binet Zekâ Ölçeği’nin tamamında ÇDDA’lı çocuklarınkontrol grubuna göre anlamlı olarak geri oldukları saptandı. Vajinal yolladoğum sonucunda beyin felci gelişme oranının sezaryen doğuma göre anlamlıolarak yüksek olduğu saptandı (p=0.003). Sepsis tanısı alan ÇDDA’lı çocuklardaDenver Gelişimsel Tarama Testi’nde anormallik oranının daha yüksek olduğusaptandı (p=0.023). Sonuç: ÇDDA’lı erkendoğanlarda ileri dönemlerde gelişimsel sorunlar yüksek oranda görüldüğünden, bubebeklerin uzun süreli izlemleri ve desteklenmeleri gereklidir. Sepsisinnörolojik gelişim üzerine yıkıcı etkileri net olarak görüldüğünden bubebeklerin sepsisten korunmasına özel önem gösterilmelidir. Anahtarkelimeler: Çok düşük doğum ağırlıklı bebekler, erken doğum,psikomotor gelişim
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Çocuk acil servisine getirilen 624 yenidoğanın geriye dönük olarak
           değerlendirilmesi

    • Authors: Gülçin Bozlu; Mümün Fatih Sağcan, Yalçın Çelik, Necdet Kuyucu
      Abstract: Amaç:Yenidoğan dönemi çocuk sağlığı açısından savunmasız bir dönemdir. Yirmi sekizgünlük ve öncesini kapsayan çok sayıda olgu çocuk acil servisleregetirilmektedir. Bu çalışmada çocuk acil servisine getirilen yenidoğanlarınklinik ve demografik özellikleri değerlendirilmiştir. Yöntemler: Ocak 2017 ve Aralık 2017 arasında çocuk acil servisimizegetirilen 28 günlükten küçük olan bebeklerin dosya kayıtları geriye dönükolarak incelendi. Hastaların yaş, cinsiyet, doğum haftası, doğum ağırlığı,doğumun gerçekleştiği yer, hastaneye getiriliş şekli, geliş şikayetleri vehastaneye yatırılma nedenleri kaydedildi. Tanımlayıcı istatistik yöntemlerkullanıldı. Bulgular: Bir yıliçerisinde çocuk acil servise gelen hasta sayısı 62448 olup, bunların 624’ü (%0.9)yenidoğan dönemindeydi. Yenidoğanların %58.8’i erkekti ve %77.9’u ilk bir haftaiçerisinde doğmuştu. En sık başvuru şikayetleri sarılık (%26.0), solunumsıkıntısı (%25.2), prematürite (%16.3) ve asfiksi (%10.3) olarak bulundu.Bunların 489’u (%78.4) yatırılarak tedavi edilmişti. Sonuç: Çocuk acil servisine yenidoğan dönemindeki başvurular ilkyedi gün en yüksek oranda olup en sık başvuru nedeni sarılık olaraksaptanmıştır. Çocuk acil serviste görev yapan doktorların yenidoğanlarınsorunları ve özellikle yaşamın ilk haftasında gelişebilecek hastalıklarıaçısından bilgili olmaları yenidoğanların değerlendirilmesinde kolaylıksağlayabilir.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Bisfenol A (BFA) ve insan üreme sağlığı

    • Authors: Saniye Sözlü; Yasemin Akdevelioğlu
      Abstract: Bugün yaşantımızın her anında yer alan plastikler neredeysetüm ürünlerin içerisinde bulunmaktadır. Plastik üretiminde yaygın bir şekildekullanılan Bisfenol A (BFA), östrojeni taklit ederek endokrin bozucu gibidavranıp insan üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Buçalışma, BFA’nın üreme sağlığına olan potansiyel etkisini Pubmed veri tabanıkullanılarak bugüne kadar yayınlanan insan temelli çalışmaları inceleyipdeğerlendirmek amacıyla yapılmıştır. İncelenen literatür sonucunda BFA maruziyetininovaryan cevapta, in vitro fertilizasyon (IVF) ve fertilizasyon başarısındaazalma, embriyo kalitesi ve sperm kalitesinde düşme, cinsiyet hormonkonsantrasyonlarında değişme, erkek cinsel işlev bozukluğu, polikistik oversendromu (PCOS) ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Çalışmalarınsonuçları değerlendirildiğinde, BFA maruziyetinin azaltılması (hazır ambalajlıürünler, plastik kaplar vb. kullanımının azaltılması gibi) hastalıklarınönlenmesinde koruyucu bir faktör olabilir. İnsan üreme sağlığı üzerindeki etkimekanizmalarını daha iyi anlamak ve erken aşamalardaki potansiyel üremetoksisitesini tespit etmek için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. 
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Ortodontik diş hareketini hızlandıran farmakolojik uygulamalar ve
           mekanik-fiziksel stimülasyonlar

    • Authors: Gökhan Türker; Gizem Akgün
      Abstract: Dişlerekuvvet uygulanarak estetik ve fonksiyonel açıdan kabul edilebilir en iyiokluzyonu sağlamayı hedefleyen ortodontik tedaviler, genellikle uzun bir süreciiçeren, zaman alıcı uygulamalardır. Tedavi süresinin uzun olması, hastalarıntedaviye olan uyumlarının azalmasının yanında alveolar kemik rezorpsiyonu, kökrezorpsiyonu ve diş çürükleri gibi çeşitli istenmeyen etkilerin oluşmasınaneden olabilmektedir. Bu istenmeyen etkilerin engellenmesi veya en azaindirgenmesi için diş hareketini hızlandırarak tedavi süresini kısaltmakamacıyla çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bu yöntemler, cerrahi destekliuygulamalar, farmakolojik uygulamalar ve mekanik-fiziksel stimülasyonlar olmaküzere genel olarak üç ana başlıkta incelenmektedir. Bu derlemede, ortodontikdiş hareketini hızlandırmak amacıyla uygulanan farmakolojik uygulamalar vemekanik-fiziksel stimülasyonlar hakkında bilgiler sunulmuştur.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Hastanede yatan çocukların hemşire algısının resim çizme yöntemi
           ile incelenmesi: Projektif araştırma

    • Authors: Gülzade Uysal; Duygu Sönmez Düzkaya, Gülçin Bozkurt, Yağmur Çöplü
      Abstract: Amaç: Araştırma, resim çizme yöntemini kullanarak hastaneyeyatan çocuklarda hemşire algısını belirlemekamacıyla yapıldı. Yöntem: Tanımlayıcıözellikteki araştırmada, nicel veriler ve resim çizdirme yöntemi kullanılarakçocukların hemşire algısı irdelenmiştir. Araştırma bir üniversite hastanesininçocuk sağlığı ve hastalıkları kliniğinde, Ekim 2016-Mayıs 2017 tarihlerindegerçekleştirildi. Araştırmada örneklem seçimine gidilmemiş olup verilerintoplanması için ayrılan sürede, hastanede yatmakta olan 3-12 yaş arasında çalışmayakatılmaya istekli 264 çocuk araştırmanın örneklemini oluşturuldu. Verileraraştırmacılar tarafından hazırlanan “Soru formu” ve çocuklara verilen beyazbir A4 kağıt ve boya kalemleri kullanarak elde edildi. Çalışma sonucunda eldeedilen veriler tanımlayıcı istatistiksel yöntemler ve çizilen resimlerdetematik tümevarım analiz yöntemleri kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Çalışma grubundaki çocuklarınyaş ortalamasının 7.36±2.57 yıl, %50.8’inin erkek olduğu ve %57.6’sının kronikhastalık nedeniyle hastanede yattığı saptandı. Çocukların %76.1’inin resimlerinde hemşireyi insan figürüolarak çizdiği, %85.5’inin hemşireyi kadın olarak algıladığı ve 1/3’ünün (%33.7) hemşireyi olumsuz algıladığı belirlendi.Çocukların yaş, cinsiyet, hastanede yatma nedenleri, anne ve babalarınınöğrenim durumlarının hemşire algılarını etkilemediği görüldü (p>0.05). Sonuç: Hemşireler, çocukların gelişimdüzeyine göre, sözel yöntemlerin yanı sıra resim çizme yöntemini; çocuklarınhemşire ve diğer sağlık profesyonellerinden beklentilerini, algılarını, hastaneve tedaviye ilişkin korku ve kaygıları belirlemek amacı ile kullanabilir. 
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Erciyes üniversitesi akademik personelinde engellilik
           farkındalığı

    • Authors: Zeynep Baykan; Melis Naçar, Vesile Şenol, Fevziye Çetinkaya
      Abstract: Amaç: Buçalışmada akademisyenlerin engelliliğe yönelik algı ve tutumlarınınbelirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışma 2015-2016 yılında yürütülen tanımlayıcınitelikte bir araştırmadır. Minimum örnek büyüklüğü 420 olarakhesaplanmıştır. Oluşturulan anketler fakülte vemeslek yüksekokul yönetimlerine gönderilmiş; anketi gönüllü olan akademikpersonel kendisi doldurmuştur. Engellilere yönelik tutumları belirlemekiçin “Engellilere Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. İstatistikselanalizlerde Student t testi, One Way Anova testi ve ki kare analizikullanılmıştır. Bulgular:Çalışma sonunda 658 akademik personele ulaşılmıştır.  Akademisyenlerin %24.5’inin yaşamındaengelli bir birey/bireyler mevcuttur. Birçoğunun daha çok gözle görülebilirengellere yönelik durumları engelli tanımı içine koydukları görülmüştür.Araştırmaya katılanların %2.3’ü engelli olmanın insana verilen bir ceza, %7.8’ibir lütuf-armağan ve %62.9’u bir sınav-imtihan olduğunu düşünmektedir. Devletin engellilere sağladığı haklar, yasaldüzenlemeler ve uygulamalarla ilgili en az bilgi sahibi oldukları uygulamalarburs, yurt önceliği, özel eğitime verilen maddi destek ve üniversitelerdekurulan engellilerle ilgili birimin varlığıdır. Akademik personelin%39.5’i Erciyes Üniversitesi’nin engellilere sağladığı hizmet ve yardımlarıyeterli bulmamaktadır. %61.1’i üniversite eğitimleri süresince engelli öğrencilerinkarşılaşabilecekleri sorunları azaltmanın öğretim elemanlarının göreviolmadığını düşünmektedir. Ölçektoplam skor ortalaması 126.9±13.4 (min:82 max:150) olarak saptanmıştır. Altölçek ortalama puanları; merhamet alt boyutu için 56.2±6.1 (29-65), sosyaldeğer alt boyutu için 53.2±6.9 (33-65) ve kaynak dağıtımı alt boyutu için17.4±2.3 (8-20) olarak hesaplanmıştır. Sonuç:Akademik personelin engelliğe yönelik tutumlarıolumlu ancak bazı konulardaki bilgileri yetersizdir.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Alport Sendromu tanısında böbrek biyopsisi ve elektron
           mikroskobinin önemi

    • Authors: Serra Sürmeli Döven; Selçuk Teke, İclal Gürses, Banu Coşkun Yılmaz, Ebru Ballı, Ali Delibaş
      Abstract: Amaç: Alport sendromu hematüri,ilerleyici böbrek yetmezliği, işitme kaybı ve oküler anormalliklerle seyredenbir hastalıktır. Bu çalışmada merkezimizde Alport sendromu tanısıyla izlenenhastaların demografik, klinik ve laboratuvar bulguları ile renal biyopsilerininhistopatolojik ve elektron mikroskobik bulgularının değerlendirilmesiamaçlanmıştır. Yöntem: ÇocukNefroloji Kliniğinde Haziran2004 ile Ocak 2018 tarihleri arasında takip edilen 14 Alport sendromlu hastanınbaşvuru şikayetleri, aile hikayesi, renal tutulumu, göz ve işitme bulguları,böbrek biyopsilerinin histopatolojik ve elektron mikroskobik değerlendirmelerigeriye dönük olarak incelendi. Bulgular: Yedisi kız ve yedisi erkekolmak üzere toplam 14 hasta değerlendirildi. Hastaların yaşları 15 ay-17 yıl arasındaydı(ortalama 10.7±3.8 yıl). On bir hasta hematüri, bir hasta vücutta şişlik, ikihasta ise şikâyeti olmaksızın ailelerinde Alport sendromu öyküsü olmasınedeniyle araştırılmak üzere başvurdu. Anne-baba arasında akrabalık beş hastadabulunurken, 11 hastanın ailesinde Alport sendromu öyküsü mevcuttu. Sensorinöralişitme kaybı yedi hastada saptandı. Bilateral anterior lentikonus son dönemböbrek yetmezliği kliniğinde başvuran bir hastada saptandı. Böbrek biyopsisiyapılan 10 hastanın elektron mikroskobik incelenmesinde, tüm vakalarda glomerülbazal membranında incelmeler, kalınlaşmalar ve sepet görünümü ile karakterizedüzensizlikler gösterildi. Sonuç: Hematüri şikayetiylebaşvuran hastalarda aile öyküsünün sorgulanması, göz muayenesi ve işitmetestlerinin yapılması Alport sendromu tanısını koymada yol göstericiolmaktadır. Elektron mikroskobide glomerul bazal membrandaki tipikdeğişikliklerin görülmesi tanıyı kesinleştirmektedir.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Birinci basamakta çalışan hemşirelerin iletişim becerileri ile
           mesleki doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

    • Authors: Melek Atasayı; Esra Yıldız
      Abstract: Amaç: Bu araştırma birinci basamakta çalışan hemşirelerin iletişim becerileriile mesleki doyumları arasında ilişkinin incelenmesi amacı ile yapıldı. Yöntem:Araştırma Eylül 2016- Ocak 2017 tarihleri arasında tanımlayıcı olarakyapıldı. Araştırmanın evrenini Palandöken, Aziziye ve Yakutiye merkez ilçelerindebulunan Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM) ve bu merkezlere bağlı Aile SağlığıMerkezlerinde (ASM) görev yapmakta olan 158 hemşire oluşturdu. Araştırmanınörneklemini araştırmaya katılmayı kabul eden 111 hemşire oluşturdu. Araştırmaverileri hemşirelerin yaş, cinsiyet, eğitim durumu, medeni hali, gelir düzeyi,mesleki çalışma yılı ve sosyo-ekonomik düzeyi bilgilerini içeren “Soru Formu”,“Mesleki Doyum Ölçeği (MDÖ)” ve “İletişim Becerileri Envanteri (İBE)”kullanıldı. Veriler ASM ve TSM de görev yapan hemşirelerden formlar ile yüzyüzegörüşülmesi yolu ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde frekans, yüzde,korelasyon analizi, t testi, Kruskal Wallis H testi, Dunnet T3 Post Hoc testi,Mann Whitney U testi kullanıldı. Bulgular: Hemşirelerin mesleki doyum ölçeği ile iletişim becerileri envanteriarasında MDÖ’nin niteliklere uygunluk boyutu İBE’nin zihinsel boyutu arasındaistatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı. Ancak Mesleki Doyum Ölçeğinniteliklere uygunluk boyutu ile İBE’nin duygusal boyutu arasında pozitif yöndezayıf ve iletişim becerileri envanteri toplam puanları ile İletişim BecerileriEnvanterinin davranışsal boyutlar arasında pozitif yönde çok zayıfistatistiksel olarak anlamlı ilişki olduğu bulundu. Sonuç: Araştırma sonuçlarınagöre mesleki iş doyumu ile iletişim becerileri arasında istatistiksel olarakanlamlı bir ilişki vardır. Hemşirelerin iş doyumunu artırmak için iş yerindeiletişim becerilerini geliştirmelerine yönelik eğitimlerin düzenlenmesi,sürekliliğinin sağlanması ve katılımları için teşvik edilmesi önerilebilir.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Ailevi hiperkolesterolemi hastalarında lipid aferezin lipid profili ve
           hs-CRP üzerine etkileri

    • Authors: Fatma Köksal; Buğra Özkan, Özcan Örsçelik, Selçuk Ayhan, Emrah Yeşil, Ahmet Çelik, İsmail Türkay Özcan
      Abstract: Amaç: Kardiyovasküler hastalıklar (KVH) dünya çapında,mortalite ve morbiditenin majör nedeni olma yolunda gittikçe artan bir rolüstlenmektedir. Böylesine önemli bir sağlık sorununda, son derece yüksekmaliyetle yürütülebilen tedavi çalışmalarına ek olarak primer ve sekonderkorunma çalışmalarına ağırlık verilmesi gereği açıktır. Dislipidemi, koronerarter hastalığını (KAH) öngören düzeltilebilir önemli bir risk faktördür.Dünyada altı adet LDL aferez yöntemi vardır. Fakat daha önce kaskad filtrasyonyönteminin inflamatuar süreç üzerine etkilerini gösteren geniş kapsamlı birçalışma yoktur. Yöntem:Hiperlipidemik hastalarda düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) aferez yöntemiolan çift filtrasyon plazmaferezi (DFPP) ve kaskad filtrasyonunun; lipidprofili ve yüksek-duyarlıklı CRP (hs-CRP), üzerine etkilerinin incelenmesiamaçlı yapılmış olan çalışmamıza kardiyoloji polikliniğine başvurmuş aktifenfeksiyonu olmayan 12 hiperlipidemik hasta alındı, her hastaya 6 seans olmaküzere toplam 72 seans aferez uygulandı. Bulgular:Hiperlipidemik hastalarda aferez sonrası lipid ve hs-CRP değerleri aferezöncesine göre değerlendirildi. Aferez sonrası değerlendirilen lipid ve hs-CRPdüzeyleri aferez öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu. Sonuç: Bulgularımız, maksimum diyet veilaç tedavisine yanıt alınamayan hiperlipidemik hastalarda lipid aferezinin;KAH tedavisinde primer ve sekonder korumada LDL kolesterol düzeyini etkinolarak düşürdüğünden mortalite ve morbiditede etkili olabileceğinidesteklemektedir. Ayrıca azaltılan hs-CRP düzeylerinin aterosklerotik lezyoniçin olumlu katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Hiperlipidemik hastalarda kaskadfiltrasyon tekniği ile yapılan lipid aferezinin lipid düzeyi ve hs-CRPüzerindeki etkilerinin klinik sonuçları çalışmamıza göre son derece olumlu gibigörünse de, daha geniş kapsamlı, uzun süreli ve yüksek hasta sayısı ile yapılançalışmalara ihtiyaç vardır.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
  • Paklitaksel uygulanan hastalarda hipersensitivite reaksiyonları:
           Üç olgu sunumu

    • Authors: Kamile Kırca; Sevinç Kutlutürkan, Kıymet Akgedik, Firdevs Doğanay
      Abstract: Hipersensitivite reaksiyonları, antineoplastik ilaçuygulamalarında ortaya çıkan acil müdahale gerektiren durumlardır. Akciğer,meme ve over kanseri gibi malign hastalıklarda kür, kontrol ve palyasyonamacıyla uygulanan paklitaksel, hastalarda %8-45 oranında hiperpensitivitereaksiyonuna neden olmaktadır. Dispne, ürtiker, hipotansiyon, eritem, göğüs vesırt ağrısı bu hastaların hipersensitivite ile ilişkili başlıca yakınmalarıdır.Onkoloji hemşirelerinin, kemoterapi ile ilişkili hipersensitivitereaksiyonlarının önlenmesi, kontrolü ve yönetiminde önemli sorumluluklarıvardır. Olgu sunumlarımız, paklitaksel uygulanan hastalarda gelişenhipersensitivite reaksiyonları ve hemşirelik girişimleri ele alınaraktartışılmıştır.
      PubDate: Sun, 15 Apr 2018 00:00:00 +030
       
 
JournalTOCs
School of Mathematical and Computer Sciences
Heriot-Watt University
Edinburgh, EH14 4AS, UK
Email: journaltocs@hw.ac.uk
Tel: +00 44 (0)131 4513762
 


Your IP address: 18.215.185.97
 
Home (Search)
API
About JournalTOCs
News (blog, publications)
JournalTOCs on Twitter   JournalTOCs on Facebook

JournalTOCs © 2009-