for Journals by Title or ISSN
for Articles by Keywords
help
Followed Journals
Journal you Follow: 0
 
Sign Up to follow journals, search in your chosen journals and, optionally, receive Email Alerts when new issues of your Followed Journals are published.
Already have an account? Sign In to see the journals you follow.
Journal Cover Sosyoloji Konferansları (Istanbul Journal of Sociological Studies)
  [0 followers]  Follow
    
  This is an Open Access Journal Open Access journal
   ISSN (Print) 1304-0243
   Published by İstanbul Üniversitesi Homepage  [10 journals]
  • Önsöz-Sunuş-İçindekiler

    • Abstract: Önsöz-Sunuş-İçindekiler
       
  • SOSYOLOJİNİN TÜRKİYE’YE GELİŞİNİN 100. YILI ÜZERİNE

    • Authors: Korkut TUNA
      Abstract: Sosyoloji 19. Yüzyılda Fransa’da doğmuş ve 20. Yüzyılın başında Türkiye’ye gelmiştir. 18. Yüzyıldan itibaren yüzünü Fransa’ya çeviren Osmanlı İmparatorluğu sosyolojik görüşler açısından da Fransa’dan etkilenmiştir. Bu çalışmada sosyolojinin Türkiye’deki ve Türk üniversitelerindeki serüveni açıklanacaktır. Bu bağlamda sosyolojinin İstanbul ve Ankara Üniversitelerinde kuruluşu, temel yaklaşımları, önemli temsilcileri ve yayınları, temel konuları ve problemleri üzerinde tarihi bir perspektifle durulacaktır. Anahtar Kelimeler : Türkiye’de Sosyoloji, Türk Sosyolojisi, İstanbul Üniversitesi, Ankara Üniversitesi.
       
  • SOSYOLOJİ TARİHİMİZE KISA BİR BAKIŞ

    • Abstract: Makalenin amacı Türkiye’deki sosyoloji çalışmalarını şimdiye değin yapılagelenden daha farklı bir tarzda ele almak, alışılagelen çift kutuplu bakışı sürdürmek yerine, ikiden fazla değişkenin kullanımına imkân veren bir model kurmayı denemektir. Modelin üç ana unsuru sosyoloji, sosyolog ve analiz birimidir. Makalede sosyoloji makro mezzo ve mikro boyutlara sahip bir bilim dalı, sosyolog ise kavram-kuram üretimine veya politika üretimine yönelen bir araştırmacı olarak ele alınmaktadır. Modele eklenen bir diğer unsur ise sosyologların araştırmalarındaki analiz birimleridir. Analiz birimleri socius, polity, ulus, birliktelik ve toplum olarak sıralanmaktadır. Türkiye’deki sosyoloji çalışmaları bu parametrelerin sunduğu imkânlar ışığında değerlendirilmektedir.     Anahtar Kelimeler: Türkiye’de sosyoloji sınıflamaları, sosyoloji tarihi, Türkiye sosyolojisi, sosyolog ve sosyoloji.
       
  • TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN 100 YILLIK BİRİKİMİ ÜZERİNE BAZI
           TESPİTLER

    • Abstract: Bu makalede, 100 yıllık Türk sosyoloji tarihi ile ilgili olarak bazı çıkarımlar,  değerlendirmeler ve sınıflandırmalar yapılmaktadır. Türkiye’de sosyolojinin kazandığı genel özellikler, eğilimler ile sosyologların araştırma alanlarının, yönelimlerinin neler olduğu tespit edilmeye çalışılmaktadır. 100 yıllık Türk sosyoloji tarihi ile birlikte Batı’dan aktarılan ve benimsenen ekollere, yaklaşımlara, paradigmalara değinilmekte; temel etkene, süreklilik ve kopuşlara yer verilmektedir. Yine bu makalede, Doğu toplumlarının ve Türk toplumunun Batılı toplumlardan farklılığı üzerine görüşler, kuramlar üreten sosyologlara dikkat çekilmektedir. Türk sosyoloji tarihinde görüş ve kuramları ile öne çıkan bazı sosyologların kendileri ile özdeşleşmiş görüş ve kuramları birer cümle ile hatırlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Türk sosyoloji tarihi, Türk sosyologları, Türk sosyolojisinin özellikleri.
       
  • TÜRK SOSYOLOJİSİNDE ORGANİZMACI VE EVRİMCİ
           AKIM

    • Abstract: Sosyolojinin Türk düşüncesindeki serüveni Türk toplumunun Batılılaşma serüveni ile eş zamanlı gelişmiştir. Batılılaşan Türk toplumu Batılı değerlere yüzünü döndüğünde bir yandan varlığından haberdar olmakla birlikte kendi toplumsal dünyasının dışında ve karşısında bir toplumsal örgütlenme; öte yandan da fiziksel ve sosyal dünyayı kendi fiziksel ve sosyal dünya algısının karşısında ve dışında yöntem ve araçla açıklayan Aydınlanma zihniyeti ile karşılaşmıştır. Romantizm, Yeni Pozitivizm, Yeni Realizm, Tarihi Materyalizm, Evolüsyonizm (Evrimcilik), İdealizm ve Materyalizm gibi çeşitli felsefe akımları Türk düşünce hayatına girmiştir. Bu anlamda sosyoloji, Osmanlı aydını için, nasıl batılılaşılacağının, iktisadi kalkınmanın nasıl sağlanacağının ve modern topluma nasıl geçileceğinin yollarını öğreten, kurtuluş reçeteleri sunacak bir bilim olarak görülmüştür. Hazırlık ve oluşum devrelerinde kolayca gözlenebilen evrimci sosyoloji Gelişim döneminde Behice Boran ile sona ermiş gibi görünmektedir. Anahtar Kelimeler : Türk Sosyolojisi, Evrimcilik, Organizmacılık.
       
  • SOSYAL VE SİYASAL ARASINA SIKIŞMIŞ BİR DÜŞÜNÜR: ZİYA GÖKALP VE
           HARS-MEDENİYET KURAMI

    • Abstract: Bu yazıda, Gökalp’in ‘hars-medeniyet’ yaklaşımı irdelenmektedir. Gökalp’in hars-medeniyet kuramı, yaygın olarak, Türk ve Müslüman kimliğimizi korumayı başararak nasıl Batılılaşabileceğimizin formülünü sunan bir yaklaşım olarak kabul görmüş ve işlenmiştir. Bu çalışmada ise, söz konusu kuramın bir başka özelliğine dikkat çekilmeye çalışılacaktır. Bu yazının temel iddiası; batılılaşma konusunda devlet ve toplum olarak yaşadığımız zihniyet problemlerini çözme iddiası taşıyan hars-medeniyet kuramının, aynı zamanda, düşünce ve uygulama noktasında pek çok potansiyel sorunu beraberinde getirdiğidir. Söz konusu sorunlar; kültür ve medeniyet kavramlarının birbirlerine karşıt anlamlarla yüklü kavramlar olarak kavranmasından ve özellikle de ‘Türklük’ kavramının içerdiği çelişik kavramlaştırmadan kaynaklanmaktadır. Bu makalede, söz konusu sorun alanları öncelikle kültür ve medeniyet kavramının etimolojik gelişimini ele alarak gösterilmeye çalışılıyor. Ardından Gökalp’in genel toplum anlayışı, Türk toplumuna ilişkin yaklaşımları ve özelde de ‘hars-medeniyet’ kuramı değerlendiriliyor. Son olarak da, Gökalp’in kavramlarının ve kuramının içeriğin, çelişik yönlerini gösterecek şekilde eleştirel bir değerlendirmeye tabi tutuluyor. Anahtar Sözcükler: Ziya Gökalp, Emile Durkheim, Türk Sosyolojisi, Kültür, Medeniyet.
       
  • FERHUNDE ÖZBAY’IN TÜRK SOSYOLOJİSİNE KATKILARI

    • Abstract: Bu çalışma Türk Sosyolojisinde önemli bir yeri olan Ferhunde Özbay’ın 2008 yılında kendisiyle yaptığım, yaşamı ve sosyolojik bakışına dair görüşmeler ve önemli eserlerinin incelenmesini içermektedir. Özbay çalışmalarında, nicel ve nitel çalışmayı bir arada yapmaya özen göstermiştir. Araştırmalarında toplumsal cinsiyeti sabit bir kategori olarak değil, göç, yasal değişiklikler, hane oluşumunda gözlenen farklılaşmalar, nüfus politikaları ile dönüşen toplumsal bir ilişki olarak almıştır. Çalışmaları ev içi emekten, hukuk ve demografi ilişkisine, hane mekanının tecrübe edilmesi ile cinsiyetlenmiş öznellik arasındaki ilişkiden, şehir örgütlenmesine kadar uzanan son derece geniş bir yelpazede gerçekleştirilmiştir. Özbay bu çalışmaları ile günümüzde ancak yeni yeni üzerinde çalışılmaya başlanan bir dizi araştırma alanı açmıştır. Anahtar Kelimeler: Ferhunde Özbay, hayat hikayesi, nüfusbilim, göç, kadın çalışmaları, toplumsal cinsiyet, İstanbul çalışmaları.
       
  • EĞİTİME BAŞLANMASININ 100. YILINDA TÜRKİYE’DE SOSYOLOJİNİN
           SORUNLARININ FENOMENOLOJİK İNCELEMESİ

    • Abstract: Türkiye’de sosyoloji  eğitimi   Osmanlı İmparatorluğu döneminde İstanbul Darülfünunun’da  Genç Osmanlı entelektüellerinden  biri olan  Ziya Gökalp’in verdiği derslerle başlamıştır. Kurucu olarak Ziya Gökalp,  E.Durkheim’ in bir sanayi toplumu olan  Fransa’da   başta anomi olmak üzere  toplumsal sorunları çözmek amacıyla   birey yerine topluma öncelik tanıyan  yaklaşımını,   henüz sanayileşmemiş Osmanlı toplum ve devlet yapısını çöküşten kurtarmak için uygun bularak benimsemiştir. Durkheim’ın “fert yok cemiyet var” ünlü deyişiyle toplumda çatışma yerine dayanışmayı ön plana çıkaran ahlakçı ve bütüncü yaklaşımının politik amaçlarla benimsenmesi, Türkiye’de sosyolojinin bugün hala  süregelen  sosyoloji nedir ve sosyolog ne yapar gibi önemli kimlik sorunlarına sahip olmasının  başlıca nedenlerinden biri olmuştur. Öte yandan Türkiye’de sosyolojinin akademik bir disiplin olarak ön plana çıkarken karşılığında ücret ödenen  bir meslek olarak görülmemesi ve dolayısıyla eğitiminde mezunların istihdamının göz ardı edilmesi araştırmanın temel problemini oluşturmaktadır.   Bu makale, öğrenci ve mezun sosyologlar ile onların velilerinin görüşlerini de kapsayan geniş bir ampirik çalışmanın özet bir sunumu olarak yayına hazırlanmıştır.  Fenomonolojik nitel araştırma geleneği ilkelerine uygun olarak yürütülen çalışmadan elde edilen verilerin analizi, sorunların özünde sosyolojinin kimliğinin belirsizliğinin ve buna bağlı olarak da öğrenci ve mezunların beklentilerini karşılamaktan uzak bir eğitim verilmesinin yattığını ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler : Sosyoloji, kimlik, eğitim, fenomenoloji,  Türkiye.
       
  • ANADOLU’DA SOSYOLOJİ EĞİTİMİ: SİVAS CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİ
           ÖRNEĞİ

    • Authors: Ziynet BAHADIR
      Abstract: Sosyoloji,  100 yıllık geçmişi ile İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü ile akla gelir. Kuruluş ve bir ekol oluşturma konusunda, İstanbul Sosyoloji’nin Türkiye’de sosyoloji açısından yeri ve önemi tartışılmaz. Daha sonra 1940’larda Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde, 1960’larda Hacettepe ve ODTÜ’de, 1970’lerde Ege Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversite’lerinde de sosyoloji bölümleri kurulmuştur. 1980’li yıllarda ise Cumhuriyet, Atatürk, Selçuk, İnönü, Fırat, Mimar Sinan ve Uludağ Üniversite’lerinde açılması ile yaygınlaşan sosyoloji bölümleri, 1990’lar ve 2000’lerde de artmış, bugün sayı -76 devlet ve 24 vakıf üniversitesi olmak üzere- 100’e ulaşmıştır. Çalışmanın konusu, orta düzeyde gelişmiş olan Cumhuriyet Üniversite’sinde, Sivas’ta, 33 yıldır yürütülmekte olan sosyoloji eğitimidir. Bu çalışmanın amacı, sosyolojinin Anadolu’daki ilk örneklerinden biri olan Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ndeki sosyoloji eğitimini, yapısı, nitelikleri, yönelimleri, etkinlikleri ve eksiklikleri bakımından ele almaktır.   Anahtar Kelimeler: Sivas, Cumhuriyet Üniversitesi, Sosyoloji.
       
  • TÜRK SOSYOLOJİSİNDE METODOLOJİK YÖNELİMLER

    • Abstract: Türkiye’de sosyolojinin gelişimini sadece sosyoloji alanındaki değişmelerle ele almak konunun bütününü görmemizi engelleyici bir niteliğe sahiptir. Dolayısıyla bu yazıda sosyoloji ve sosyolojik düşüncenin temel belirleyicilerinden olan düşünce hayatı ve siyasi gelişmelerin hem Türkiye hem de Dünya’da yarattığı etkilerinin yanında metodolojik değişmeleri de ele alarak sosyolojinin gelişiminin daha anlamlı bir çerçeveye oturtulması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Türk sosyolojisi açısından yöntemsel temel özelliklerin ve bu anlamdaki farklılıkların dahil edildiği bir dönemleştirme bu yazının ana karakterini oluşturmaktadır.   Anahtar Kelimeler : Türk sosyolojisi, metodolojik yaklaşım, gelişim dönemleri
       
  • DİSİPLİNLERİN KAVŞAĞINDA ‘TÜRK MODERNLEŞMESİ’Nİ
           SORUNSALLAŞTIRMAK: NORMATİVİTE VE SOSYAL BİLİM

    • Authors: Alim ARLI
      Abstract: Türk modernleşmesi analizleri farklı disiplinlerin buluştuğu bir meta teorik forumdur. Bu araştırmaların farklı sosyal bilim disiplinlerinin makro açıklama çerçevelerini anlamlandıran normatif boyutu vardır. Modernleşme teorilerinin yükselişi karşılaştırmalı ve evrensel sosyal bilimi inşa etmeyle yakından bağlantılıydı. Avro-Amerikan merkezci ve ilerlemeci bir anlatı tüm dünyaya yayıldı. Batı-dışı dünyadaki anti kolonyal dönemin batılılaşmacı sosyal bilim lügatinin yerine geçti. Post modern eleştirinin yükselişi ve oryantalizm eleştirileri modernleşme teorilerini merkezsizleştirdi.  Bunun sonrasında modernleşme anlatıları interdisipliner ve Avrupa merkezli olmayan teorilerce gözden geçirildi ve çoklu modernlikler, yerel modernlikler gibi alternatifleri ortaya çıktı. Disiplinlerin sınırlarını sorunsallaştıran araştırmaların yükselişi de bu süreçle çakışır. Bu yazıda Türk Modernleşmesi söyleminin çelişik ve diyalektik tarihi disiplinler sosyolojisi içinde sorunsallaştırılıyor. Sosyal bilimlerin normatif olarak benimsediği demokratikleşme projelerinin, modernleşme anlatılarını toplumsal düzenleri görelileştirme ve tarihselleştirmek için işlevselleştirmesinin epistemolojik boyutu tartışılıyor. Anahtar Sözcükler: Türk Modernleşmesi, disiplinler sosyolojisi, normatif teori, görelileştirme, karşılaştırmalı sosyal bilim, evrensellik-tekillik.
       
  • BU TOPLUMUN RUHUNU ANLAYANLAR “SOSYOLOG” OLMAYAN HAS SOSYOLOGLAR VE
           SİYASETİN GÖBEĞİNDEKİ CİDDİ ENTELLEKTÜELLERDİR

    • Abstract: Bu çalışmanın konusu Türkiye’de toplumu anlama ve açıklama ve toplumsal hayattaki işlevleri açısından belli sosyologlar, sosyal bilimciler ve  siyaset bilimcileri tarihi, eleştirel ve mukayeseli bir yaklaşımla ele almaktır. İsim olarak vermek gerekirse Hilmi Ziya Ülken, Niyazi Berkes, Mümtaz Turhan, Sabri Ülgener, Erol Güngör ve Şerif Mardin gibi sosyologlar; Tarık Zafer Tunaya, Ergun Özbudun gibi siyaset bilimciler; Behice Boran, Bülent Ecevit, Mehmet Ali Aybar, Samet Ağaoğlu ve Celal Bayar gibi siyasetçiler ve bunların Türk düşünce hayatında ve Türkiye siyasetinde etkililikleri üzerinde durulmuştur. Bu şahsiyetler birbirlerinin görüşlerine etkileri, birbirlerinden farklı yanları,  Türkiye’nin ve dünyanın meselelerinin farkındalıkları açısından ele alınmıştır.  Bu açıdan bakıldığında 1960’lı yılların siyaset bilimcileri ve sosyologları 1980’li-2000’li yılların siyaset bilimci ve sosyologlarına kıyasla toplumla daha çok ilgilidirler. Anahtar Kelimeler : Türk düşünce hayatı, sosyolog, siyaset bilimci, siyasetçi, Türk entelektüeli.
       
  • İMPARATORLUK-MEŞRUTİYET-CUMHURİYET TARTIŞMALARI ARASINDA BİRİNCİ
           KUŞAK TÜRK SOSYOLOGLARININ SİYASAL HASSASİYETLERİ VE
           SİYASET-SOSYOLOJİ İLİŞKİSİ

    • Abstract: Sosyoloji, doğuşunun gerçekleştiği Avrupa'da olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu’na girdiği ilk evreden itibaren siyasal ideolojilerle doğrudan ilişki ve etkileşim halinde olmuştur. Osmanlı aydınları sosyoloji teorileriyle büyük ölçüde siyasal nedenlerle ilgilenmişlerdir. İmparatorluğun son çeyrek yüzyılında Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük siyasetleri Osmanlı aydınlarının entelektüel yönelimleri üzerinde etkisini göstermiştir. Türkiye’de sosyoloji bu siyasetlerle bağlantılı bir şekilde gelişme göstermiştir. İmparatorluğun dağılma sürecinde sosyoloji kurtarıcı bir misyon üstlenmiştir. İlk Türk sosyologlarının başat kaygısı, imparatorluğun Batı dengeleri içindeki siyasi rolünü sürdürebilmesinin olanak ve koşullarını araştırmak olmuştur. Sosyoloji ekolleri arasındaki farklılaşma da sosyologların siyasal tercihlerine bağlı olarak gerçekleşmiştir.   Anahtar Kelimeler: İdeoloji, Siyaset, Sosyoloji, Pozitivizm, Jön Türkler, İttihat ve Terakki. 
       
  • SOSYAL BİLİMCİ Mİ, YOKSA DOKSALOG TEKNİSYENLER MİYİZ'
           TÜRKİYE’DEKİ BAZI SOSYOLOJİ PRATİKLERİ ÜZERİNE ELEŞTİRİLER

    • Abstract: Bu makalede doksalojik pratikler ve doksalog teknisyenlik diye adlandırdığım Türkiye’deki bazı sosyoloji pratiklerinin eleştirisine odaklanıyorum. Doksalojik pratikler ve doksalog teknisyenlik kavramlaştırmalarını, Bourdieu’nün “doxa”ya yüklediği anlam çerçevesinde ve onun sosyolojisine atıfla kullanıyorum. Bu kapsamda eleştiri sınırlarımı, düşünümselliği sürekli göz ardı eden, dolayısıyla ortakduyusal karakterde (yani “doxa”dan ya da kanaatler dünyasından) bir bilim tanımından yola çıkan, sosyoloji pratiklerini bu tanımı inşa eden sığ yatkınlıklar aracılığıyla kurgulayan ve her türden müdahaleye kapalı olan pratikler oluşturuyor. Alandan elde edilmiş verilere dayanan incelememde, sosyolojinin sosyal mühendislik olmadığını, doksalojik pratikler ve doksalog teknisyenlik mantığının sosyolojiyi sosyal mühendislikle eşitleyerek Türkiye’deki sosyoloji için önemli sorunlar yarattığını iddia ediyorum. Ayrıca sosyolojinin güçlü bir bilim kimliğine kavuşabilmesi için, epistemolojik ve ontolojik anlamda önemli zafiyetler içeren bu pratiklerin ifşa edilmesi gerektiğini savunuyorum. Anahtar Kelimeler : Türkiye’de Sosyoloji, Doksalojik Pratikler, Düşünümsellik, Sosyal Mühendislik.
       
  • KÜRESELLEŞME, SOSYOLOJİ VE TÜRKİYE

    • Abstract: İnsanlık Endüstri Devrimi öncesinin “terra incognita/bilinmeyen yer”lerini, alanlarını kaybetti. Bilinmeyenin büyüsü bozuldu; yeryüzü iyice biliniyor oldu. Öte yandan Küre’nin Evren’e göre neredeyse yok gibi küçük bir nokta olduğunu öğrendik. Yeni teknolojinin getirdiği dijitalleşme elektronik bir ekoloji oluşturdu; “ekumene” (insanlığın üzerinde karmaşık bir teknoloji olmadan yaşayabildiği yerküre alanları) nin doğallığının kaybı. Bugün yeni teknolojilerin getirdiği noktada “küreselleşme” bütünüyle iyi ya da bütünüyle kötü olmayan, ancak kaçınılamaz hal almış bir  dünya gerçekliğidir. Dünyayı küreselleştiren teknolojiyi yaratmamış, ancak onu kendi ülkelerine aktarmış olan toplumların seçeneği ise gençliklerini bu oluşuma kendi yararları açısından eğiterek entegre etmektir. Bu noktada Sosyal Bilimlerin ve Sosyolojinin eğitim öğretiminin rolü son derece önemlidir. Bu günün gençliğinin geleceğin yoğun küresel düzeninde aktif rol oynayabilmek ve dengeleri sağlamak için vazgeçilemez teknik bilgisinin yanında bilgelik bilgisinin ve kişiliğinin de bulunması hayati ölçüde gereklidir. Anahtar Kelimeler: Endüstrileşme, Endüstri Devrimi, Endüstri Toplumları, küreselleşme, elektronik devrim, aktif belirleyicilik, pasif belirlenicilik, ekümene, şehir devrimi.
       
  • CUMHURİYET ÖNCESİ TÜRK MODERNLEŞMESİ

    • Authors: Demet ULUSOY
      Abstract: Modern Türkiye, bütüncül bir tasarım olarak Atatürk Devrimleri ile hayata geçirilmiştir. Türk modernleşmesinin hala güncel politikada tartışılıyor olması ise o güne ilişkin problemlerin aşılamadığını göstermektedir. Bu nedenle yapılan analizler çoğunlukla, belki de kaçınılmaz olarak, politik duruştan ya da konumdan etkilenmektedir. Her ülkenin modernleşme süreci ancak kendi koşulları içinde çağdaşı olan diğer ülkelerdeki yaşanan süreçler ile birlikte anlaşılabilir. Bu çalışmada daha kapsamlı araştırmalara çerçeve oluşturmak amacıyla Türk modernleşme süreci analitik olarak değerlendirilmeye ve temel özellikleri diğer ülkelerin modernleşme süreçleriyle karşılaştırmalı olarak ortaya konmaya ve böylelikle araştırılmaya değer sorular belirlenmeye çalışılmıştır.   Anahtar kelimeler : Modernleşme, Türkiye, muhafazakarlık, gelenekselcilik, millet inşaası, ulus devlet.
       
  • İMGE VE GERÇEKLİK OLARAK SİVİL TOPLUM VE
           STK’LAR

    • Abstract: Sivil Toplum ve Sivil Toplum Kuruluşları (STK) günlük hayatta çok fazla kullanılan, ancak ne olduklarına dair ortak bir tanımlamanın olmadığı kavramlardır. Sivil toplum demokrasiyle, demokratik kültürle, zengin bir kamusal alanla ve 1960’larda gelişen yeni sosyal hareketlerle bağlantılıdır. Bu çalışmanın amacı, sivil toplum kuruluşlarında etkinlikte bulunan aktörlerin  sivil toplum ve sivil toplum kuruluşlarına dair algılarını ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini Ankara’da faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşları oluşturmaktadır. Çalışmada Aralık 2006-Ocak 2007 tarihleri arasında Ankara’da faaliyette bulunan 106 adet STK’da, 364 kişiye anket uygulanarak veri toplanmıştır. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında STK’lardan ne anlaşıldığına dair literatürde var olan belirsizliğin söz konusu aktörlerin zihinlerinde de mevcut olduğu görülmüştür. Bu tespit sivil toplumun özündeki çoğulculuğu ve farklılığı göstermesi bakımından anlamlıdır.   Anahtar Kelimeler : Sivil toplum, Sivil Toplum Kuruluşları (STK), Demokrasi. 
       
  • 1960 SONRASI DÖNEMDE TÜRKİYE’DE NÜFUS YAPISI VE BAZI TEMEL
           ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE TESPİTLER

    • Abstract: Bir toplumun nüfus yapısı o toplumda uygulamaya konulacak politikaların oluşturulmasında önemli bir yer teşkil etmektedir. Nüfus yapısında meydana gelen değişmeler toplumdaki yapısal gelişmelerin ana özelliklerini ortaya koymakta; kültürel, sosyal ve ekonomik alanlarda meydana gelen değişiklikler de nüfusun yapısını etkilemektedir. Türkiye’nin nüfus yapısı Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze gelinen süreçte önemli değişimler geçirmiştir. Örneğin Türkiye’nin nüfus artış hızı, doğum-ölüm oranları, nüfusun eğitim düzeyi, yaşadığı yerler ve çalıştığı temel iş kollarında önemli farklılaşmalar yaşanmıştır. Bu çalışmaya konu olan 1960’lı yıllar ve sonrasındaki süreç Türkiye’nin nüfus politikasına yönelik önemli kararların alındığı bir dönemdir. Çalışmada öncelikli olarak 1960 sonrası süreçte Türkiye nüfusunun ortalama artış hızı, nüfus yapısını etkileyen temel unsurların neler olduğu, nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı, eğitim durumu, medeni durum, kır ve kent nüfusu, istihdam edilen nüfusun iktisadi faaliyet kollarına göre dağılımı Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verileri bağlamında kısaca ele alınarak değerlendirilmiştir.  Anahtar Kelimeler: Nüfus, değişme, toplumsal yapı, göç, kentleşme, Türkiye. 
       
  • TÜRKİYE’DEN BATI AVRUPA’YA İŞÇİ GÖÇÜNÜN SOSYOLOJİK
           ÇALIŞMALARA YANSIMALARI

    • Abstract: Bu çalışmada Türkiye’den Batı Avrupa’ya işçi göçünün sosyolojik etkileri ele alınmaktadır. Ülke kalkınması amaçlı yurt dışına işçi gönderilmesi ve bunun sosyolojik etkileri, 1950’li yıllardan günümüze kadarki süreç içinde beş dönem üzerinden incelenmiştir: (1) Bireysel göç, firma, kurum destekli göç ve ikili anlaşmalar dönemi, (2) aile birleşimi, (3) geri döndürme politikaları, (4) vatandaşlık hakları ve tartışmaları ile (5) entegrasyon ve asimilasyonist politikalara dönüş. Türkiye’den Batı Avrupa ülkelerine işçi göçü, farklı dönemlerde farklı alanlarda değişimlere neden olmuştur. Bu değişim hem yaşadıkları Batı Avrupa ülkelerinde hem de geride bıraktıkları Türkiye’de gerçekleşmiştir. Değişikliklerin önemli bir kısmı ise aile, eğitim ve ekonomi kurumlarında yaşanmıştır. Anahtar kelimler: Göç, uluslararası göç, Batı Avrupa’ya göç, ulus-ötesi göç,  sosyoloji.
       
  • TÜRKİYE’DE SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI VE
           SOSYAL SERMAYE

    • Abstract: Bu çalışmanın amacı 1990’lı yıllardan itibaren sosyoloji başta olmak üzere iktisat, yönetim bilimleri, hukuk gibi birçok sosyal bilimin üzerinde çokça durmaya başladıkları ve son yıllarda toplumlar arasındaki gelişmişlik farklarını açıklamak için kullanılan sosyal sermaye kavramını toplumsal kalkınma ve kadın odaklı sivil toplum kuruluşları bağlamında incelemektir. Bu çalışmada çalışma alanları Ankara, Çankırı, Trabzon ve Elazığ olarak belirlenmiştir. Veri toplamada derinlemesine görüşme tekniği ve verileri değerlendirmek için ise MAXQDA nitel içerik analizi kullanılmıştır. On yedi kadın idareci ile görüşme yapılmıştır. Bu çalışmada ağların çokluğunun ve çeşitliliğinin, güven ve katılım oranı arasındaki ilişkinin sosyal sermayenin oluşumunu göstermede yetersiz oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ağların çokluğu kuruluşların bunlardan istifade edebildiğini ve bunlar üzerindeki kaynaklara ulaşabildiğini göstermemektedir ve her ağ aynı oranda sosyal sermaye üretmemektedir. Bu çalışma sonucunda kadınların yer aldıkları kuruluşların toplumsal kalkınmaya yönelik amaçlarını gerçekleştirmede ve karşılaştıkları engelleri aşmada sosyal sermayenin çok önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kadın, sosyal sermaye, sivil toplum kuruluşları, güven, ağlar. 
       
  • ARAFTA KALAN YAŞLILAR: KIRDAN-KENTE GÖÇ’ÜN
           YAŞLILARA ETKİSİ

    • Abstract: Türkiye’de 1950’li yıllardan itibaren hız kazanan kırdan kente göç nedeniyle gençler büyük şehirlere göç etmiş, yaşlılar ise, giderek boşalan köylerde ya yaz-kış yaşamaya devam etmiş ya da yazın köyde-kışın ise şehirde yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu çalışmada da arafta kalan, yani yazın köyde-kışın şehirde yaşayan yaşlıların sosyo-ekonomik sorunları, yaşam memnuniyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında yer alan yaşlıların tamamına yakını köyde doğmakla birlikte, sadece yaz aylarını köylerinde geçirebilmekte, kış aylarında ise, şehirde ve ağırlıklı olarak İstanbul’da yaşamaktadırlar. Bununla birlikte, olanakları olduğu taktirde köyde ve öncelikle eşleri ile ve eşleri hayatta değilse çocukları ile birlikte yaşamak istemektedirler. Veriler, nicel ve nitel veri toplama tekniği birlikte kullanılarak derlenmiştir. Nicel veri toplama tekniği olarak, Sivas’a bağlı Zara İlçesinin 20 köyünde 65 yaş ve üzeri yaştaki 436 yaşlıya doğrudan görüşme yoluyla soru kağıdı uygulanmıştır. Nitel veri toplama tekniği olarak ise derinlemesine mülakat yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kırsal Kesim Yaşlıları, Kırdan Kente Göç, Sosyo-Ekonomik Sorunlar. 
       
  • TÜRKİYE’DE ŞİDDETİN “KADIN
           YÜZÜ”

    • Abstract: Çok yönlü işleyen, farklı bilim dalları tarafından inceleme konusu edinen şiddet olgusu azalmak yerine her geçen gün daha da yakıcı ve yıkıcı sonuçları olan bir sosyal problem olarak varlığını sürdürmektedir.  Bu makale, çok geniş bir kavramsal ve kuramsal arka plana sahip olan şiddet olgusunu, bu eylemden en fazla zarar gören “kadına yönelik şiddet” olgusu ile sınırlandırarak ele almıştır.  Bu makalede, “şiddet” olgusunun tanımından yola çıkılarak şiddet kavramının sınırları belirlenmeye çalışılmış; tanımlar çerçevesinde şiddet türlerinin neler olduğu ve özellikle kadına yönelik şiddet ile ilişkilendirilen fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddet türleri hakkında bilgi verilmiş; şiddet ile erkek ve kadın arasında eşit olmayan güç ilişkileri, kadının toplumdaki konumu ve ataerkil yapı arasındaki etkileşime odaklanılmış; bu etkileşimden yola çıkılarak şiddetin kadın yüzü yani kadına yönelik şiddet, Türkiye’de yaşanan şiddet ve kadın cinayetleri üzerinden değerlendirilmeye çalışılmıştır.   Anahtar Kelimeler : Şiddet, Kadın, Kadına Yönelik Şiddet, Ataerkil. 
       
  • BİLGİ TEKNOLOJİLERİNE BAĞLI SOSYAL DEĞİŞME VE TÜRKİYE’NİN
           TEKNO-POLİTİĞİNİN BELİRLENDİĞİ BEŞ YILLIK KALKINMA PLANLARININ
           BİR DEĞERLENDİRMESİ

    • Abstract: Bu araştırmanın konusu, bilgi teknolojileri, sosyal değişme ve Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel politikalarının yanında teknoloji politikalarının da belirlendiği Beş Yıllık Kalkınma Planlarıdır.  Araştırmanın amacı, Türkiye’nin bilgi teknolojilerine bağlı sosyal değişme sürecinin Beş Yıllık Kalkınma Planlarıyla nasıl belirlendiğini ortaya çıkarmaktır.  Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma tercih edilmiş, bunun için belge inceleme tekniği kullanılmıştır.  1963 yılından beri hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarının haberleşme, teknoloji ve kültür ile ilgili bölümleri incelenmiş ve değerlendirmeler yapılmıştır.  Çalışmanın sonucuna göre, Beş Yıllık Kalkınma Planlarında Türk toplumunun, tarım toplumundan sanayi toplumuna, sanayi toplumundan bilgi toplumuna doğru değişmesini sağlayacak ilkeler ve hedeflerin belirlendiği ve teknoloji politikalarının oluşturulduğu görülmektedir.  Bu teknoloji politikaları, sosyal değişmenin kontrollü bir şekilde gerçekleşmesini ve gelişme, ilerleme, modernleşme hedefinden sapmamayı amaçlamaktadır.   Anahtar Kelimeler : Bilgi teknolojileri, Sosyal değişme, Beş Yıllık Kalkınma Planları.
       
  • TÜRKİYE’DE RİSK ALTINDAKİ ÇOCUKLAR VE ÇOCUK SUÇLULUĞU ÜZERİNE
           BİR DEĞERLENDİRME

    • Abstract: Bu çalışma,  Türkiye’de çocukların yaşadıkları sosyal problemlerle ilgili bir literatür incelemesi niteliğindedir. Çalışmada risk altındaki çocuklar kavramı ele alınmış,  yoksulluk,  madde bağımlılığı,  sokakta yaşama,  sokakta çalışma gibi çocukların sıkça karşı karşıya kaldıkları sorunlar incelenmiş ve ardından bunların bir sonucu olarak Türkiye’de çocuk suçluluğu konusunda yapılan çalışmalar istatistiksel veriler ışığında gözden geçirilmiştir. Sonuçlar,  Türkiye’de çocuklar için risk faktörlerinin önemli bir sosyal problem olarak çocuk suçluğu ile birlikte ele alınmasının gerekli olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk suçluluğu,  risk altındaki çocuklar,  çocuk ihmali ve istismarı.
       
  • TÜRKİYE’DE YAŞLILIK ÇALIŞMALARI

    • Abstract: Yaşlı, yaşlılık, yaşlanma kavramları bireyin biyolojik sağlığı, zihinsel durumu, toplumsal işlevi gibi özellikler açısından değişen anlamları içerir. İnsanlık tarihinde yaşlılar toplumun oldukça önemli ve işlevsel bir kesimini oluşturmuşlardır. Bilgi, deneyim, akli olgunluk, ekonomik imkânlar, hoşgörü kapasitesi, gelenekler, töreler, yaşlıların statüsü ve saygınlığının korunmasını sağlamıştır. Endüstri devrimi sonrasında modernleşme süreci geleneksel, toplumsal olan her şeyi etkilemiştir. Bireyler neseplerine göre tanımlanmak yerine becerileriyle, yetenekleriyle, kazandıkları başarılarla toplumsal konumlarını elde etmeye başlamışlardır. Bu durumla ilişkili yenilik, değişme gençlerle yaşlılar arasındaki bağımlılığı duygusal-psikolojik boyuta indirmiştir. Toplumların gelişmesinin sonuçlarından birisi de, doğum hızlarındaki düşüşle, yaşam sürelerinin ters orantılı hale gelmesidir. Bu durum sağlık imkânlarının gelişmesiyle birlikte yaşlı nüfus artışını beraberinde getirmiştir. Modernleşme süreci toplumsal aktörlerin statüleriyle rollerini yeniden düzenlerken, süreçle birlikte ortaya çıkan birçok kompleks nedenler yaşlanma sürecini problematik bir olgu haline getirmiştir. Günümüz toplumlarında yaşlılık sürecine özgü sorunlar bilinçli ve bilimsel ilginin konusu olmak zorundadır. Yaşlılık süreciyle ilgili sorunların tespiti, çözümü, yeniden inşası toplumsal devamlılık açısından önemlidir. Bu nedenle çalışma, Türk toplumunun yaşlanma sürecine girdiği tespitinden yola çıkarak, Türk bilim topluluğu açısından konunun ne derece ilgi çektiğini, yapılan bilimsel çalışmaları dikkate alarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yaşlanma, Bilimsel Etkinlikler, Bilimsel Projeler, Kitaplar, Tezler, Makaleler.
       
  • TÜRKİYE’DE ÇEVRE TOPLUM İLİŞKİLERİ VE ÇEVRE SOSYOLOJİSİ

    • Authors: Muammer TUNA
      Abstract: Türkiye’de çevresel süreçlerin toplumsal boyutları XX. yüzyılın sonlarına doğru giderek artan ölçüde sosyal bilimlerin ilgisini çekmeye başlamıştır. Bu bağlamda 1990’larda yaygınlaşmaya başlayan Çevre Sosyoloji ile birlikte bu alandaki araştırmalar artmıştır. Bununla birlikte “çevre” Türkiye’de öncelikli bir konu ve gündem maddesi olamamıştır. Çevresel süreçler ve sorunlar daima kalkınma ve gelişme süreçlerinin arka planında kalmıştır. Çevresel konuların toplumsal düzeyde ve yönetim düzeyinde gündemin ön sırlarına çıkamamasından dolayı, çevreci hareket de Türkiye’de gelişme olanağı bulamamıştır. Anahtar sözcükler : Çevre sosyolojisi, çevre ve toplum, gelişme, çevrecilik, çevreci hareket, Türkiye.
       
  • TÜRKİYE’DE YENİ BİR ALAN: ‘ENGELLİLİK SOSYOLOJİSİ’ VE
           GELİŞİMİ

    • Authors: Esra BURCU
      Abstract: Engellilik, biyolojik ozelliginden dolayi toplum tarafindan engeli olan bireyin goz ardi edilmesi ya da cok az goz onunde bulundurulmasi ile insa edilen ve bir sosyal baskiyi yansitan durumdur. Bu noktada 'engellilik sosyolojisi' engelli bireyi sosyal ve kulturel baglami icinde 'sosyal baski' kavrami uzerinden ele alir. Bu calismada batida hakettigi onemin farkina varildigi turkiyede ise bunun icin kucumsenmeyecek cabalarin sergilendigi 'engellilik sosyolojisi' alaninin karsilastirilmali gelisimi verilmistir. Bu gelisim anlatilirken 'engellilik sosyolojisinin', engel durumunun degil 'engellenmisligin' ya da 'sosyal engellenmenin' ortadan kaldirilmasi yonunde bir cabasi oldugu vurgulanmistir. Engelli bireyin yasaminin her alanindaki her turlu ayrimciligin ve disarida birakilmanin onune gecilmesinde suphesiz sosyolojik bilginin isiginda gelistirilecek politikalar önemlidir. 'Engellilik sosyolojisi' dislanmaya, izolasyona, ayrimciliga ugramaya, otekilestirilmeye ve marjinallestirilmeye karsi sistemli mucadelelerin gelistirilmesinde ve sadece engelli bireyleri degil toplumdaki tum dezavantajli gruplari anlamada ve aciklamada onemli bir destek alanıdır. Anahtar Kelimeler: Engellilik, sosyal engellenme, engellilik sosyolojisi, engelliliğin sosyal söylemi.
       
  • TÜRKİYE’DE EDEBİYAT SOSYOLOJİSİ ÇALIŞMALARI ÜZERİNE BİR
           DEĞERLENDİRME

    • Abstract: Edebiyat sosyolojisi, edebiyat ile toplumsal alan (toplumsal olgular/olaylar) arasındaki ilişkileri inceleyerek, edebiyat-toplum ilişkisinin değişik yönlerini, yansımalarını ortaya koymaya çalışmaktadır.Bir bilimsel disiplin olarak ilkin Avrupa’da 19. yüzyılda şekillenmeye başlamıştır. Türkiye’de ise 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yaygınlık göstermiştir. Türkiye’de üç grup edebiyat sosyolojisinin gelişimine katkıda bulunmuştur; sosyologlar, sosyal bilimciler ve eleştirmenler ile edebiyatçılar. Anahtar Kelimeler: Edebiyat Sosyolojisi, Sosyoloji, Edebiyat.
       
  • TÜRKİYE’DE GENÇLİK SOSYOLOJİSİ
           ÇALIŞMALARI

    • Authors: Vehbi BAYHAN
      Abstract: Bu makalede Türkiye’de, gençliği sosyolojik analiz ile araştırıp, tanımaya, sorunlarını tespit etmeye ve gelecek açısından bir projeksiyon oluşturma misyonunu üstlenen/ üstlenmesi gereken gençlik sosyolojisinin muhasebesi yapılmaya çalışılmıştır.  Dünyada ve Türkiye’de gençlik sosyolojisi çalışmaları II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlamış ve ’68 gençlik hareketleriyle yoğun bir ivme kazanmıştır. Aslında, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşünü önlemek için görev yüklenen Jön Türklerden günümüze kadar gençlik, bir efsane olarak algılanmıştır. Devleti kurtarmak hedefiyle devlet tarafından inşa edilen bir gençlik kitlesi öngörülmüştür. Türkiye’nin toplumsal tarihinde ve gençlik çalışmalarında bu izlek gözlemlenebilir. Türkiye’de sosyolojideki inceleme konularındaki tematik değişim, gençlik sosyolojisi çalışmalarında da görülmektedir. Sosyolojik bağlama ve sosyal değişmelere göre araştırma konuları farklılaşmaktadır. Köy, kent, gecekondu, üniversite gençliği, gençlik hareketlerinden gençliğin kimlik araştırmalarına dönüşüm yaşanmıştır. Türkiye’deki gençlik çalışmalarının çoğunluğu özellikle üniversite gençliği üzerine yapılmıştır. Ancak, küresel ve yerel kültürün bağlamı konuları belirlemektedir.  Anahtar Kavramlar: Türkiye’de gençlik çalışmaları, gençlik sosyolojisi, gençlik kültürü.
       
  • TÜRKİYE’DE DİN, DİNÎ TOPLUMSALLIKLAR VE DİN SOSYOLOJİSİ

    • Abstract: Dinin toplumsal yapı ve işlevleri, gündelik hayattaki tezahürleri Din Sosyolojisinin ilgi alanları arasında yer almaktadır. Din Sosyolojisi, dini bireyden topluma taşınan tüm boyutlarıyla birlikte ele almaktadır. Türkiye’de Din Sosyolojisi çalışmaları genel Sosyolojinin tarihiyle aynı süreçte ilerlemiştir. Türkiye’nin geleneksel tarihinin dinle özdeşik yapısı topluma yönelik olarak ele alınan çalışmaları kaçınılmaz bir şekilde dinle ilişkiye zorlamıştır. Bununla birlikte modern Cumhuriyet’in din konusundaki yer yer mesafeli yer yer de önyargılı sayılabilecek tavrı akademik araştırmalarda da bir tür tutukluğun öne çıkmasına yol açmıştır. Bu makale söz konusu süreçleri değişik bağlamları içindeki örnekleri üzerinden ele alma çabası içindedir.   Anahtar Sözcükler: Din sosyolojisi, dinî sosyoloji, laiklik, sekülerlik, küreselleşme, Ziya Gökalp, ilahiyat fakülteleri, teoloji, halk İslamı.
       
  • TÜRKİYE’DE AİLE SOSYOLOJİSİ ÇALIŞMALARINA GENEL BİR BAKIŞ

    • Abstract: Aile; toplumsal yaşamın devamlılığını sağlamak için değer ve davranış kalıplarının bireylere aktarıldığı, sosyo-kültürel, sosyo-demografik ve hukuki özellikleri bakımından toplumun en önemli analiz birimlerinden biridir. Toplumun farklı katmanlarında yer alacak bireylerin ilk informal davranış ve bilgi kaynağını oluşturan ailenin, tarih içerisinde hangi değişimlere maruz kaldığını ve bu değişimin hangi toplumsal olgu ve olaylardan beslendiğini belirlemek bu anlamda önemlidir. Bu noktadan yaklaşıldığında çalışma, aile konusundaki farklı perspektifleri yapı ve tarihsel çalışmalar şeklinde iki tematik çatı altında incelemeyi amaç edinmiştir. Bu tematik çatı altında yapılmış olan çalışmalardan da beslenerek Cumhuriyet’ten günümüze ailenin toplumsal ve kültürel zeminde değişen anlamları betimsel olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Türkiye’nin toplumsal yapısında aile; çocuk gelişiminden bireyin sosyalleşmesine, eğitim olanaklarından meslek seçimine, arkadaşlık ilişkilerini kurmaktan evlilik ve bazen boşanma sürecine, kültürel değer örüntülerinin içselleştirildiği alandan hukuksal yapılanmaların kurulduğu çizgiye kadar bireyin yaşama sanatını edindiği bir okuldur. Anahtar Kelimeler : Aile, hanehalkı, aile yapısı, sosyo-kültürel değişme. 
       
  • ‘ÜNİVERSİTE DIŞI SOSYOLOJİ’
           ÜZERİNE BİR DENEME

    • Authors: Dursun AYAN
      Abstract: Genelde bilim özelde sosyoloji, kendi bilimsel iç dinamikleri yanında toplumda yaşanan değişimlerden de etkilendiği için her zaman eksiği ve hatası olduğunu hesaba katmak zorundadır; eksiğinin ve hatasının olacağını bilmek bilimin övüncü ve varlık temelidir. Bu hata ve eksiği aza indirmek için hem üniversitede entelektüel bilgiyle sarmalanmış hem de dışarıda yaşanan gerçekliğin bilgisiyle donanmış bir sosyoloji yapma gerekliliği su yüzüne çıkmıştır. Bunu göz ardı etmeyen bir yaklaşım bugün sadece sosyolojinin değil diğer bazı disiplinlerin de sorunudur. Böyle yaklaştığımızda, bu çalışma, hayatın karmaşık bilgisini “bilim” ve “bilimsel kültür” kavramlarıyla sosyoloji tarihi içinde anlamlı bir çerçeveye yerleştirmeye çalışmakta, ayrıca sosyolojinin farklı entelektüel kaygılarla yapılan bilgi üretme çabasını üniversite dışında değerlendirmeyi amaç edinmektedir. Çünkü “sosyolojinin heryerdeliği” onun önce “üniversite dışına taşması”nı, sonra “dışarıdan yansımalarla” kendini beslemesini zorunlu kılmış; bilginin farklı entelektüel mekânlarda ve kurumlarda “bilimsel bürokrasi” ve “üniversite dışı sosyoloji” kimliğiyle yeniden keşfedilmesi gereğini su yüzüne çıkarmıştır.   Anahtar kelimeler : Sosyoloji, entelektüel kültür, araştırma şirketleri, bilimsel bürokrasi, devlet kurumları, Türkiye.
       
  • ZİYA GÖKÂLP İLE İLGİLİ DEVLET KAYITLARI ARASINDA BULUNAN RESMİ
           BELGELER

    • Authors: Bedri MERMUTLU
      Abstract: Başbakanlık Osmanlı Arşivi ve Cumhuriyet Arşivi belgeleri arasında siyasetçi, düşünür ve ilim adamı Ziya Gökâlp’in memuriyet, siyaset ve yazarlık hayatıyla ilgili bir kısım belgelere ulaşmış bulunuyoruz. Şimdilik elde edilen bu belgelerin sayısı yirmi dört olup araştırmalar devam ettikçe bu sayının artacağı kuvvetle muhtemeldir. Elde ettiğimiz belgeleri kronolojik sıraya koyarak tarihî seyri içinde entelektüel bir hayatın resmî belgelere nasıl yansıdığını görmeye çalışacağız. Bir makale çerçevesinde bu belge yığınını sadece nakletmiş olmakla yetineceğiz. Ancak bunun bile önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü elde ettiğimiz belgelerin hemen tümü ilk defa yayınlanacak metinlerdir. Bu metinler içinde Gökâlp’in ilk mahkûmiyetiyle ilgili söylentilere açıklık getireceğini düşündüğümüz olanından başlayarak Gökâlp’in memuriyetleri ve görevlendirilmeleriyle ilgili olanları; milletvekilliği adaylığı ile ilgili olanı; ailesine yapılan devlet yardımlarını gösteren; hatta kendi yazıp yayınladığı eserini bir süre sonra aynı kurumun yasak eserler arasına sokması gibi belgeler bulunmaktadır. Belgeler, Devlet Arşivinin Maarif, Zaptiye, Dahiliye, Hariciye fonlarındaki kayıtlardan tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler : Ziya Gökâlp, Arşiv belgesi, Darülfünun, Sosyoloji.
       
 
 
JournalTOCs
School of Mathematical and Computer Sciences
Heriot-Watt University
Edinburgh, EH14 4AS, UK
Email: journaltocs@hw.ac.uk
Tel: +00 44 (0)131 4513762
Fax: +00 44 (0)131 4513327
 
Home (Search)
Subjects A-Z
Publishers A-Z
Customise
APIs
Your IP address: 54.144.15.10
 
About JournalTOCs
API
Help
News (blog, publications)
JournalTOCs on Twitter   JournalTOCs on Facebook

JournalTOCs © 2009-2016